Ana Sayfa Eleştiriler The Platform (2019): Kapitalizmin Alegorisi

The Platform (2019): Kapitalizmin Alegorisi

The Platform (2019): Kapitalizmin Alegorisi 7.5
0
Geçtiğimiz günlerde İspanya yapımı bilim kurgu/gerilim filmi The Platform (El hoyo) Netflix sayesinde izleyiciyle buluşma fırsatı buldu. Son zamanlardaki en özgün işlerden birisi olarak karşımıza çıkan film, gelecekte olabilecek bir distopyayı bizlere sunuyor. ‘The Hole’ (Delik) denilen ve onlarca kattan oluşan bir hapishane konseptiyle karşı karşıyayız. Burada ya mahkumlar var ya da ‘diploma’ almak için gelen gönüllerin varlığından söz ediyoruz. Çocukların girişinin yasak olduğu bu hapishanede yemekler en üst kattan itibaren aşağı doğru belli zaman aralıklarıyla gezdiriliyor. Bu süre zarfında en güzel yemekler üst kattakilerin midesine girerken aşağılara doğru indikçe oradaki insanların ya üsttekilerin artıklarıyla beslendiklerini ya da hiçbir yiyecek bulamadan kaderlerine razı olduklarını görüyoruz.

Sosyal Sınıflar ve Sembolizm

Ana karakter Goreng diploma uğruna gönüllü bir şekilde buraya katılanlardan biri. Goreng filmin başında oda arkadaşı Trimagasi’yle beraber 48. katta uyanıyor. Başlangıçta hiçbir şeye anlam veremiyor, üstteki insanların açgözlülüğü ve alttakilerin sinirli tavırları Trimagasi için oldukça normal, kendisi de zaten altındakilerin yemeklerine ve onlara karşı pek de iyi davranan birisi değil. Bu yaşlı adamla olan sohbetler başladığında anlıyoruz ki Trimagasi mevcut katına şükreden bir insan. Goreng’e sürekli ne yapması gerektiğini söylerken, alt katlardaki insanların adeta ölüm orucunda olduğunu söylerken bir nevi hâlinden memnun olduğunu dile getiriyor. Üst kattakilerin rahatında da pek fazla gözü yok bu yaşlı adamın. Özellikle filmde söylediği şu söz onun bu minnettarlığını kanıtlar nitelikte: ‘‘Yukarıda durmak fazla düşündürür.’’ (1. kat en tepede, aşağılara doğru gittikçe 100. 200. katları görüyoruz). Yavaş yavaş tüm bu katlarda yaşananlar ve insanların psikolojisi tanıdık gelmeye başlıyor. Adeta kapitalist düzendeki sınıflar gibiler: Yemeği en güzel anını yakalayan zengin üst sınıf, üst sınıf kadar olmasa da karnını doyurabilen orta sınıf ve yemek bulmak için kaderine teslim olmuş alt sınıf. İkili bulundukları kat itibariyle bir orta sınıf mensubu hayatı yaşıyorlar. Marksizm’in de dediği gibi işçi sınıfı sömürerek hayat standardını sağlayan ama üst sınıf mensupların tarafından da sömürülen ara bir sınıf orta sınıf. Filmde de Trimagasi karakteri bu sınıfın bir sembolü olacak şekilde davranışlarla başlatıyor filmi. Üsttekilerin artıklarına karşı çıkamayan, altındakileri de hor gören bir isim.


Çarkı Döndüren Aygıtlar

Normal yaşamda tecrübe ettiğimiz gibi bu yapıda da insanların birçoğu çoğu zaman ezilen ve aç tarafta olmasına rağmen neden sistem aynı şekilde sürmeye devam ediyor? Mahkûmlar zaten burada zorunlu tutuluyor, ancak özellikle dikkatimizi çeken grup diploma uğruna gönüllü gelenler. Diploma artık o distopyada ne anlam ifade ediyorsa insanlar mahkûm gibi aylarını geçirmeye razı bir şekilde platforma giriş yapmak istiyorlar. Günümüzde kariyer odaklı çalışmanın ve mevki yükselmenin de böyle bir etkiye sahip olduğu söylenebilir. Bunun yanında hapishaneye girmeden önce yanlarına aldıkları eşyaları bir kenara bırakırsak özel mülkiyet olarak nitelendirebileceğimiz tek nesne hareket eden masadaki yiyecekler. Bu yiyecekler her mahkûm için belli zaman aralıklarında özel mülkiyet haline geliyor ve geçiş aşamasında kimse kendine bu yiyeceklerden saklayamıyor. Sakladığı anda ısı mekanizması devreye girerek odayı ya çok soğutuyor ya da fazlasıyla ısıtıyor. Kişi elindekini masaya tekrardan atana kadar da oda sıcaklığında düzelme meydana gelmiyor. Buradaki ceza mekanizması da kapitalizmi canlı tutmaya devam eden özel mülkiyeti koruma noktasında çok önemli işlevi olduğu çoğu sosyal bilimci tarafından düşünülen hukuk alanına bir gönderme gibi duruyor. Her ne kadar bir aygıt gözüyle çok işlenmediğini düşünsem de din ayrıca bir çark döndürücü. Zor durumdayken kendini ilahi bir gücün kanatları altında hissetmek isteyenler ‘‘Bizim için dua et ki yarın güzel bir hücrede uyanalım!’’ gibi söylemlerle kendilerini pasifleştirip platformun ayakta kalmasına katkıda bulunuyorlar.

Kırılma Noktası: Eyleme Geçme

Platfromda her ay mahkûmlar gazla uyutularak farklı katlarda uyandırılıyor. Bir önceki ay 6. katta olan birisi 200. katta uyanabildiği gibi 100. kattaki de 2. katta uyanabiliyor. Yiyecek yemek bile bulamazken bir anda krallar dairesine çıkan insan aynı zorbalığı altındakilere intikam alırcasına yapıyor ve bu iğrenç çark dönmeye devam ediyor ta ki Goreng’in canına tak edene kadar. Ana karakter her kattaki insanların kendine yetecek kadar yemek yediği takdirde kaynakların yeterli gelebileceğini düşünmeye başlıyor. Bu noktada 6. katta uyandığı ay eline geçen bu fırsatı arkadaşıyla beraber tehlikeli bir yolculuğa çıkma pahasına değerlendirmek istiyor. Yemek platformuyla beraber neredeyse 300 kat boyunca aşağı doğru hareket halinde yemekleri bir yandan korumak diğer yandan ihtiyaç sahiplerine akıllarındaki ölçü kadarıyla dağıtmak gayeleri haline geliyor. Adeta bir sosyalist devrim peşine düşüyorlar. Asıl yapılması gerekense en altta kata kadar indikten sonra platformla beraber en üst kata çıkmak ve devrimi tamamlamak. Önceki oda arkadaşlarından olan ve aynı zamanda platformda önceden çalışmış Imoguiri tatlı dille altındakilere yeterli porsiyonda yemek yemelerini rica ederken başarısız oluşu Goreng’i eyleme geçme yönünde tetikliyor ve hakkaniyet uğruna sonu bilinmeyen bir çukurun dibine doğru yolculuk başlıyor. Sonunda olacaklara açık kapı bırakılsa da Goreng hedefine bir anlamda ulaşmış oluyor.


Anahtar Sözcük: Farkındalık

The Platform, yarattığı yapı dışına çıkmayan bir yapım. ‘Nasıl bir gelecekteyiz?’, ‘Bu diploma tam olarak ne işe yarıyor?’, ‘Platform dışındaki insanların sosyo-ekonomik durumları nasıl?’ gibi soruların cevaplarını bilmiyoruz. Ancak yönetmenin bunlara karşılık verme gibi bir gayreti de hiç olmuyor. Gerilimi odağına alarak oldukça yüksek bir mesaj kaygısıyla çekilmiş bir film The Platform. Bazı rahatsız edici sahneleriyle herkesin izleyebileceği tarzda bir yapım olmadığı da kesin. Bununla birlikte oluşturulan yapı üzerinden vermek istediği mesaj ve yarattığı sembollerle ve siyasi metaforlarıyla başarılı bir film. En büyük artısıysa ‘platform’ üzerinden yarattığı güçlü sınıfsal ayrım farkındalığı. Sözüm ona bu tarz her kesimden insanın tek bir çatı altında kendi oda numaralarına göre en temel yaşam gereksinimleri olan yiyeceklerinin kalitesinde değişiklik yaşanması, bunu günün her anında deneyimlemeleri ve bunun sonucunda birbirleri üstünde kurdukları güç ilişkileri Goreng’in haksızlık karşısında çok çabuk ayaklanmasına vesile oldu. Gerçek yaşamda benzeri manzaraları altlı üstlü göremememin verdiği bir sıkıntı olarak farkında olamama ya da olduğunu çabuk unutma meselesi geçmişten beri birçok sosyalist teorisyen tarafından vurgulunan bir mesele olarak yönetmen Galder Gaztelu-Urrutia’nın ve senaristler David Desola ile Pedro Rivero’nun ana kaygılarından biri olduğu açık.

Puanlama

7.5

7.5
Kullanıcı Oyu: ( 6 oylar ) 8.1

Anıl Meydan 14 Aralık 1996'da doğdum. Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi okuyorum. Sinema hayatımda önemli bir yer kaplıyor. Insanların sinemayla ilgilenmelerini sağlamak ve filmler hakkında izleyiciye bilgi vermek en büyük gayelerimden biri.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir