Ana Sayfa Eleştiriler Venus in Fur (2013): Hazzın ve Acının Ortaklığı

Venus in Fur (2013): Hazzın ve Acının Ortaklığı

Venus in Fur (2013): Hazzın ve Acının Ortaklığı 8.0
0
Roman Polanski, Masoch yapıtı olan Venus in Fur (Kürklü Venüs)’ Amerikalı oyun yazarı David Ives’in tiyatroya uyarlamasının ardından sinemaya taşır. 2013 yapımı Kürklü Venüs’ün başrol oyuncuları Polanski’nin eşi Emanuelle Seigner ve Mathieun Amalric’dir. Film, Kürklü Venüs oyununu sahnelemek isteyen rejisör Thomas Novachek’in, başarısız oyuncu seçmelerine son anda gelen Wanda Jordan adlı kadının, gerçek Wanda karakterini oynamak için Novachek’i ikna etme sürecini anlatır.

Oyuncu seçmelerine yağışlı hava nedeniyle geç kalan Wanda Jordan, rejisör Thomas’ı kendisini izlemesi için ikna etmeye çalışır. Bir yandan yemeğe yetişmeye çalışan Thomas’ın Wanda’yı izlemeye niyeti olmasa da “Wanda” karakteri için yanına aldığı kostümleri giyinen kadın biranda oyunu Thomas’la canlandırmaya başlar. Gittikçe etkilenen ve ikna olan Thomas’ı artık sahnede oyunun erkek karakteri olan Severin olarak, kadını da gerçek Wanda olarak izletir Polanski.

Mazoşist eğilimli Severin ve Wanda arasında, efendi-köle ilişkisine dayanan bir arka planda, kadın-erkek ilişkileri ve hazzın karmaşıklığına dayanan bir öykü, gerçekle kurmacanın o şeffaf birlikteliğiyle anlatılır. Severin, Wanda ile bir anlaşma yaparak onun kölesi olmayı ve kendisine şiddet göstermesini ister fakat ilerleyen sahnelerde Wanda ve Severin’in rolleri tıpkı gerçekle kurmaca gibi birbirine karışarak değişir.

Psikanaliz kuramda sık sık ifade edilen bilinç dışı, filmin merkezini oluşturur. Filmde, teyzesi tarafından kırbaçla şiddet gören Severin’in, mazoşist olmaya eğilimli bir çocukluk geçirdiğinden söz edilir. Teyzesi ona “acıdan daha şehvetli, aşağılanmaktan daha heyecan veren hiçbir şeyin olmadığı”nı öğretmiştir. Bu anlamda Severin’in bilinç dışında, kadınların tıpkı teyzesi gibi ona efendilik yapması şeklinde mazoşist bir duygu bulunur.
Oyunu acı ve hazzın bir çatışması ya da bütünleşmesi –sadomazoşizm- olarak yorumlamakta mümkündür. Sadomazoşizm, Marki de Sade’ın romanlarında cinsel şehvet ve zorbalık konularını betimlemek üzere ortaya konulan, şiddet ve işkence ile hazza ulaşmayı tanımlayan bir kavramdır. Severin oyunda acı çeken mazoşist, Wanda ise, acı çektiren sadist karakterler olarak karşımıza çıkarken, oyun ilerledikçe birbirlerinin yerine geçmelerinin sebebi de anlaşılır. Acının hazzın, hazzın acının yerine geçmesiyle iki karakter birbirini tamamlar. Kimin kimin kölesi ya da efendisi olduğunun bir önemi kalmaz. Bu bir bakıma oyunda sürekli çatışma halinde olan kadın ve erkeğinde yer değiştirmesi olarak görülür.

Yönetmen bir tiyatro oyununu olduğu gibi aktarmak yerine bir oyuncu ve rejisörün günlük yaşamlarına göndermelerde bulunarak çapraşık bir tarzla anlatmayı tercih eder. Bu karmaşıklık,  filmin Thomas-Wanda, Thomas Novachek ve Wanda ile Polanski ve Seigner olarak üç katmanlı yapısından gelir. Söz konusu temsiller aynı zamanda kadın-erkek ilişkilerine de göndermeler içererek toplumsal cinsiyet konusunu da aydınlatır.

Film, tiyatro sahnesinin derin ışık kullanımını ve kostüm, dekor gibi unsurlarını başarıyla yansıtan yönetmenin sanatın diğer türleriyle olan ilişkisine hayranlık duymamızı sağlar. Bunun yanı sıra, üstün performansları ve etkili diyalogları ile Kürklü Venüs, romandan yola çıkarak özgül bir gerçeklik yaratarak, yönetmene 2014’te Fransa’da En İyi Yönetmen ödülünü alır.

Puanlama

8.0

8.0
Kullanıcı Oyu: ( 0 oy ) 0

Pelin Oduncu 1992 doğumlu, büyülü fenerle yolunu aydınlatmaya çalışan bir sinema öğrencisiyim. Nietzsche'nin Zerdüşt'ü gibi büyük bir sinema ormanında kaybolarak, yeni yollar ve düşünceler arıyorum. Kayboldukça daha çok şey öğreniyorum. Yazıyorum ve dünyada beni hatırlayacak son kişiye ulaşıncaya kadar yazacağım

Bir Cevap Yazın