MV5BMTk5NDIwMjcxNV5BMl5BanBnXkFtZTcwMjU2NzIwNw@@._V1__SX1857_SY903_

Yumurcak / The Kid (1921)

Londra’nın fakir bir bölgesinde doğup büyüyen Charlie Chaplin sinema tutkusunu kovalayarak Amerika’ya gitti. Gidişinden bir sene sonra ilk filmini çekti. Sonra her biri sinema dünyası için önemli olan The Great Dictator, City Lights, Modern Times, Circus ve Gold Rush’u yazdı, yönetti ve oynadı. Bol pantolon, melon şapka ve bastonu ile özdeşleşti. 1920’li yıllar sessiz sinemanın hakim olduğu zamanlardı. Ses daha plağa kaydedilmiyor üstüne üstelik altyazı da oldukça basit düzeyde kullanılabiliyordu. Charlie Chaplin’de bu durumu fırsata çevirerek sinemanın unutulmaz figürleri arasına adını yazdırdı. Başta bahsettiğimiz filmler arasına adını yazdıramasa bile The Kid de Chaplin’in başyapıtları arasında yerini alır. 

Film boyunca Kadın olarak betimlendirilen Edna Purviance’nın oynadığı karakter eşi tarafından terkedilmiştir. Eşi olmadan bebeğini geçindirecek gücü yoktur. Bu yüzden park halinde duran bir arabanın içine bebeğini bırakıp kaçar. Zaten o dönemde araba çok az olduğu için arabası olan herkes varlıklı insan profili çiziyordur. Kadın’ın hesaba katmadığı bir şey vardır. Araba iki kişi tarafından kaçırılır. Kaçıran kişiler bir süre sonra arabanın içinde bir bebeğin olduğunu farkedecektir. Farkettikleri gibi bebeği yoksul bir mahalleye bırakıp kaçarlar. Sizin de tahmin edeceğiniz üzere Tramp (Serseri) rolündeki Charlie Chaplin bebeğe sahip çıkıp onu büyütecektir.
the-kid-page-bdf.co
Kadın ise daha sonra ünlü bir tiyatrocu olup yoksul mahallede yaşayan çocuklara sürekli hediyeler dağıtmaya başlar. Çünkü çocuğu aklından çıkmamıştır. Az da olsa acısını bu şekilde dindirmektedir.Diğer taraftan yoksulluğu iliklerine kadar hisseden Tramp ve çocuk bir şekilde geçimlerini sağlayıp günü kurtarma çabası içerisindedirler.

Filmin sonlarına doğru rüya sekansının yer aldığı sahnenin ince ince işlendiği çok bellidir. Oyuncu/yönetmen Mathieu Kassovitz’inde dediği gibi “Charlie Chaplin gibi aylar boyunca aynı sahneyi 50 bin kez yeniden çekme gücüne sahip olmak gerek. Bu yollarla mükemmeliyete biraz daha yaklaşabilmek mümkün.” O sanatını iyinin ötesinde icra eden bir sinema insanıydı, mükemmelliyetçiydi.

Chaplin, siyasi görüş olarak net bir çizgisi olmasa da filmlerinde her zaman sistemi eleştirmeyi hedeflemiştir. Bu yüzden Chaplin sıradan bir komedyenden fazlasıdır. Doğru bulmadığı her şey onun için bir film konusudur. The Kid’de yaptığı şey de fakirliği eleştirmektir. Kostüm ve dekorla bunu çok iyi anlatmıştır. Charlie Chaplin’in yeteneği sayesinde herhangi bir cümleye ihtiyaç duymadan fakirliğe olan bu eleştiriyi çok iyi sindiriyorsunuz. Chaplin gibileri iyi ki varlar.
Londra’nın fakir bir bölgesinde doğup büyüyen Charlie Chaplin sinema tutkusunu kovalayarak Amerika’ya gitti. Gidişinden bir sene sonra ilk filmini çekti. Sonra her biri sinema dünyası için önemli olan The Great Dictator, City Lights, Modern Times, Circus ve Gold Rush’u yazdı, yönetti ve oynadı. Bol pantolon, melon şapka ve bastonu ile özdeşleşti. 1920’li yıllar sessiz sinemanın …

Genel Puanlama

Senaryo - 84%
Yönetmen - 72%
Oyunculuk - 82%
Teknik - 73%
Müzik - 71%

76%

Okuyucu Oylaması İlk olun!
76

Hürrem Celil Erdoğan Hakkında

Denizli’de doğup büyüdükten sonra üniversite okumak için aynı zamanda şu anda yaşadığım şehir olan İzmir’e geldim. Ege Üniversitesi Matematik Bölümünü stresli uzun bir yolculuktan sonra bitirdim. Sinemaya olan ilgim ise, sinemanın dertleri unutturan tarafını keşfetmekle oldu ve ben de bu sayede sinemanın büyülü dünyasına kapılanlar tarafına geçtim. Bu büyülü dünyayı somutlaştırmak içinse birdunyafilm.co’yu kurdum.

Bir Cevap Yazın