Ana Sayfa Ziya Aydı

Ziya Aydı

1993, Bursa doğumlu. Galatasaray Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunu. Lisansüstü eğitimine Belçika’da devam ediyor. Film izliyor, düşünüyor, eleştiriyor, arada bir de şiir yazıyor.
cold war
8.0

Cold War (2018): Soğuk Rüzgarların Taşıdığı Eski Bir Şarkı  

Pawel Pawlikowski, siyah beyaz dönem filmlerine Cold War ile devam ediyor. Yönetmen, önceki filminde kıvamını tutturduğu tarife romans, müzik, dans ve daha geniş bir coğrafya ekleyerek aslında oldukça cüretkar davranmış. Fakat Cannes tasdikli kusursuza yakın yönetmenlik performansı, Pawlikowski’nin Ida ile koyduğu çıtayı daha da yükseğe taşımasını sağlıyor ve Cold War’ı bir başyapıt haline getiriyor. Geçtiğimiz […]

Lazzaro felice (2018): Pastoral Masumiyetin Ölümü

Cannes Film Festivali, yetmiş yılı aşkın süredir olduğu gibi Avrupa sinemasının tarihinde kendine yer bulacak değerli isimleri sinemaseverlerle tanıştırmaya devam ediyor. Çektiği üç uzun metrajla da festivalde yer almayı başaran Alice Rohrwacher, henüz yeni başladığı söylenilebilecek kariyeriyle dahi Cannes’ın gediklilerinden biri haline gelmiş durumda. 2014’te Le meraviglie ile Jüri Özel Ödülü’ne layık görülen İtalyan yönetmen, […]

24 Frames (2017): Kiyarüstemi’den Suskun Bir Veda Hutbesi

Yuhanna 1:1 şöyle der: ‘’Başlangıçta söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve söz Tanrı’ydı.’’ Faust ise bu başlangıçtan pek memnun kalmaz ve İncil’in ilk cümlesini şöyle çevirir: ‘’Başlangıçta eylem vardı.’’ Şüphesiz Kiyarüstemi sineması, Goethe’nin Faust’unun edebi ayak izlerini görsel bir biçimde takip edercesine eylemin sinemasıdır. Onun filmlerinde, içerikten ziyade form ve formun belirlenmesini sağlayan eylemsellik her […]

My Own Private Idaho (1991): Gus Van Sant İyi Günler Diler

Gus Van Sant, antidepresan yapaylığındaki klasik Hollywood yapımı Good Will Hunting ile ruhunu şeytana satmadan önce; filmlerinde sokak serserilerini, eşcinselleri, uyuşturucu bağımlılarını, kısaca toplumun beyaz perdeye layığıyla yansıtılmayan kesimini anlatıyordu. 80’lerin sonunda Mala Noche ve Drugstore Cowboy gibi iki marjinal güzellik ile sektöre giriş yapmış, günümüzde Harmony Korine (ya da daha yakın geçmişten Sean Baker) […]

Ohayô (1959): Japonya Değişiyor, Kamera Sabit

Japon sinemasının öncülerinden biri olan Yasujirô Ozu, tıpkı Bresson gibi seyirciden ziyade sinemacıların, eleştirmenlerin ve akademik çevrelerin bağrına bastığı bir isim olmuştur. Tarkovski, Kiyarüstemi, Jarmusch ve Ceylan gibi birçok başarılı isme de ilham kaynağı olan yönetmenin sinema tarihi üzerindeki etkisi büyüktür. Wim Wenders’in Ozu sinemasına bir saygı duruşu niteliğindeki belgeseli Tokyo-Ga (1985) ve Finlandiyalı yönetmen […]

Thelma (2017): Manipülasyon Parantezinde Marjinal vs Muhafazakar

Son yıllarda yeni kuşak Norveç sinemasının bayrak ismi haline gelen Joachim Trier, başarısız sayılabilecek Amerikan sularına açılma denemesinin ardından özüne geri döndü. Louder Than Bombs’da ilk defa İngilizce bir filmde Hollywood orijinli oyuncular ile çalışan Trier beklentileri karşılayamamıştı. Lezbiyen korku-drama olarak tanıtılan yeni filmi Thelma ise, medya tarafından üzerine yapıştırılan bu etiketler nedeniyle dahi yeterince […]