Ana Sayfa Vizyon Portrait of a Lady on Fire (2019): Orpheus’un Son Bakışı

Portrait of a Lady on Fire (2019): Orpheus’un Son Bakışı

Portrait of a Lady on Fire (2019): Orpheus’un Son Bakışı 9.0
1
En İyi Senaryo ve Queer Palmiye ödüllerini kazandığı Cannes Film Festivali’nde eleştirmenlerin favorisi olan Portrait of a Lady on Fire, biletleri anında tükenen Filmekimi gösterimlerinin ardından geçtiğimiz günlerde ülke genelinde de vizyona girdi. Fransız sinemacı Céline Sciamma’nın (Tomboy, Girlhood) yazıp yönettiği filmin başrollerini Noémie Merlant ve Adèle Haenel paylaşıyor. 18. yüzyılda Fransa’da geçen film, evlenme çağındaki bir genç kadın ile onun portresini yapmakla görevlendirilen bir ressam arasındaki ilişkiyi konu ediniyor.

Marianne, Héloïse’in annesi tarafından ailenin yaşadığı adaya genç kızın düğün portresini yapmak üzere çağrılmış bir ressamdır. Fakat Héloïse’in evliliğe karşı gönülsüzlüğü, Marianne’in arkadaş gibi yaklaşarak gözlemlediği kızın portresini geceleri gizlice resmetmek zorunda kalmasına neden olur. Bu sırrın açığa çıkışıyla ikili arasında gelişen samimiyet, hayatlarının en önemli hatırasına dönüşecek bir ilişkiyi başlatacaktır.


Héloïse’i canlandıran Adèle Haenel’in de bir röportajda değindiği gibi
Portrait of a Lady on Fire, temelde aşk ve estetik yaratım hakkında bir film olmasına rağmen cinsiyet kimliğine ve cinsel yönelimlere dair ayrımcılığın ortadan kaldırılabilmesi için bu kavramların mecburen siyasallaştığı bir küresel ortamda politik bir anlatıya dönüşüyor. Filmin seyirciyle kurduğu ilişkiye içkin bir şekilde ortaya çıkan bu tavrı en açık haliyle evlilik kurumuna yaklaşımında görebiliyoruz. Héloïse, razı olmadığı bir evliliği mümkün kılacak anahtar eylem olarak portresinin yapılmasını reddederken bir anlamda sosyal görünümünden de vazgeçmek zorunda kalıyor. Karakterin kendisini daha mutlu hissettiğini belirttiği manastır geçmişi ve evlilik öncesi günlerini geçirdiği ıssız adadaki yaşamı bu tecridi vurgulayan ögeler olarak filmde yer buluyor. Çünkü Héloïse’in kaybetmemeye çalıştığı özgürlük filmde de dile getirildiği gibi insanı yalnızlığa mahkum eder nitelikte. Céline Sciamma, dış mekan çekimlerinde karakterleri yerleştirdiği manzaraların enginliğine ters düşecek şekilde klostrofobik bir etki yaratarak çaresizlik hissi vermek için geniş açılar kullanmış. Héloïse’in ait olduğu sınıf ve ailesinin sahip olduğu mülkiyet düşünüldüğünde cinsiyet eşitsizliği sorununun ekonomik faktörlerden bağımsızlığına dikkat çekmek için dâhiyane bir yöntem. Zanaatkâr Marianne ise, Héloïse ile kurduğu ilişkiye yoldaş kılığında bir işbirlikçi olarak başlıyor. Fakat ikilinin arasındaki diyalog ve çekim arttıkça yakında mutlak hükmü verilecek bir esaretin arifesinde, özgürlüğün son günlerinin paylaşıldığı yasak aşkın öznesine dönüşüyor. Marianne, birlikte geçirdikleri zamanın akışını yavaşlatmak için psikoaktif bitkilere başvuracak kadar biçare Héloïse’in portresini yaparken aynı anda hem sevgili hem de cellat rolüne bürünüyor. Muhafazakar siyasal erkin bedenleştiği kontesin evi terk etmesiyle birlikte karakterler arasındaki hiyerarşik güç ilişkileri de ortadan kalkıyor. Hamile olduğu çocuğu dünyaya getirmek istemeyen hizmetçi Sophie, eserlerine kendisi de bir ressam olan babasının imzasını atmak zorunda olan Marianne ve annesinin Milano’ya geri dönme isteğine boyun eğerek evlenmesi beklenen Héloïse arasındaki eşitlik yönetmenin amaçladığı gibi sınıf ayrımı gözetilmeyen bir dürüstlükle perdeye yansıyor. Céline Sciamma, Héloïse’in filmin ismiyle müsemma bir şekilde alev aldığı şenlik sahnesiyle kadın dayanışmasının zihinlere kazınacak zariflikte görsel-işitsel bir temsilini yaratmış. Portrait of a Lady on Fire, erkek bakışının yalnızca birkaç replikle sınırlandırıldığı katıksız bir kadın hikâyesi.

Farklı sanat dallarına ait çeşitli eserlerden kendi bütünlüğünü sağlayan uyumlu parçalar olarak faydalanan film, bunu yaparken özgünlüğünü de korumayı başarıyor. Sanatın mitini anlatan
Orpheus ve Eurydice’nin bir sahnede karakterler tarafından çözümlenen trajedisi ve senaryo arasındaki paralellik oldukça dikkat çekici. Arzulananın arzu tarafından yok edilerek sanat eserinde fizikselleşen bir hatıraya dönüşümü, Héloïse ve Marianne’in birbirlerini gördükleri son bakışı daha da anlamlı kılıyor. Birkaç yıl önce A Fantastic Woman’da (2017) karşımıza çıkan vulvadaki ayna imajı o filmde cinsel kimliği ön plana çıkaran bir bağlama otururken, Portrait of a Lady on Fire’da aynı imaj cinsel arzunun sanatsal yaratım sürecine ve öznelerarası kimlik inşasına etkisi üzerinden kurgulanarak kullanılıyor. Héloïse’e hediye edeceği otoportreyi sevgilisinin genital bölgesine yerleştirdiği aynaya bakarak resmeden Marianne, aralarındaki ilişkinin anısını barındıran nesneyi yaratırken ilhamını tutkunun kaynağından alıyor. Céline Sciamma’nın kullandığı metinlerarası bağlantılar, Héloïse’in Antonio Vivaldi’den Four Seasons – Summer’ı icra eden bir orkestranın konserini kendisine aynı eseri orgda çalan Marianne’i hatırlattığı için ağlayarak dinlediği muhteşem final sahnesinde de devam ediyor. Bu sahne Call Me By Your Name’in (2017) finalini akla getirse de Portrait of a Lady on Fire’da anlatılan aşkın kesinlikle daha inandırıcı ve samimi olduğunu belirtmek gerek.


Film, Marianne’in hafızasının en önemli parçalarına karşılık gelen stilize tablolardan oluşan kişisel bir sergide dolaşıyormuş hissi veren
Claire Mathon (Stranger by the Lake, Atlantics) imzalı sinematografisiyle de ön plana çıkıyor. Yönetmen filmin geniş renk skalasını layıkıyla yakalayarak daha güçlü duyusal deneyimler yaratabilmek ve senaryonun çağdaş dünyadaki geçerliliğini koruyabilmek adına 8K formatını tercih etmiş. Céline Sciamma’nın yönetmenliği her ayrıntısıyla göz kamaştıran bir sanat eseri ortaya çıkarmış. Eleştiri boyunca ele almaya çalıştığım özellikleri ve bu metinde yer veremediğim çok daha fazlası sebebiyle, Portrait of a Lady on Fire, 2019’un en iyi filmleri listelerinin ilk sıralarını zorlayacak ve kolay kolay unutulamayacak bir başyapıt.

Puanlama

9.0

9.0
Kullanıcı Oyu: ( 3 oylar ) 9.7

Ziya Aydı 1993, Bursa doğumlu. Galatasaray Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunu. Lisansüstü eğitimine Belçika’da devam ediyor. Film izliyor, düşünüyor, eleştiriyor, arada bir de şiir yazıyor.

Yorum(1)

Bir Cevap Yazın