Ana Sayfa Eleştiriler Black Panther (2018): Keşfedilmemiş Bir Krallığın Hikayesi

Black Panther (2018): Keşfedilmemiş Bir Krallığın Hikayesi

Black Panther (2018): Keşfedilmemiş Bir Krallığın Hikayesi 7.8
1
İyi kalpli, cömert birisi gerçekten kral olabilir mi? Yüzyıllardır filozofların, siyaset adamlarının cevabını aradıkları en büyük sorunlardan biridir bu soru. İyi kalpli birisinden kral olabilir mi? Eğer cevabınız hayırsa o zaman soru şu şekle evrilir: O halde bu kralın bize ne faydası olabilir?

Orta çağ zamanlarında, kralların hüküm sürdüğü dönemlerde başlıca problemlerden birisi de buydu. Filozoflar bu problem temelinde birçok kitap yazdı ve ideal prenslerini, krallarını aramaya koyuldular. Dönemine göre en radikali ve günümüzde dahi hala birçok fikrine değer verilen kişi Prens kitabının yazarı Machiavelli’dir. Machiavelli’ye göre bir kral veya prens halkının birliğini ve sadakatini sağlamak için gerektiğinde zalimce davranmaktan kaçınmamalıdır. Halkı ve başkaları tarafından hem korkulmalı hem de sevilmelidir. Çünkü insanlar iki yüzlü, art niyetli ve açgözlüdür. Eğer tamamıyla iyi niyetinizle onlara yaklaşırsanız en ufak bir hatanızda gözünüzün yaşına bakmazlar. Merhametinizin yanına zalim bir taraf eklemeyi başarırsanız işte o zaman insanlar sizden daha çok çekinecektir. Machiavelli ayrıca krallığın başındaki kişinin birisini öldürmesi gerekiyorsa bunun sağlam gerekçelere dayandırılması gerektiğini vurgular. Aksi takdirde prensin meşruiyetini kaybedeceğini dile getirir.

T’Challa’da bu ikilemi yaşayan bir kral adayı. Kralın bu sorun temelinde yaşadığı zorluklara ve film boyunca senaristin bakış açısıyla soruya hangi yönden cevap verildiğine tanık oluyoruz. T’Challa kral olmasıyla başlayan süreçle birlikte zalimliğin kral olduğu sürece kendisinin bir parçası olması gerektiğini anlıyor. İlk meydan okumasını zor bela aldıktan sonra rakibinin hayatını bağışlıyor. Sonrasında bir başka meydan okumayla daha karşılaşıyoruz. Yaşadığından haberi bile olmadığı kuzeni tüm ihtişamıyla ve hırsıyla T’Challa’nın karşısına çıkıyor. T’Challa ‘’Hala bu yaptığından vazgeçebilirsin, çok geç değil.’’ gibi sözlerle merhametini gösterme peşine düşüyor. Bu merhamet ve iyi kalpli tarafı gözünü kör ediyor ve rakibini küçümsemesine ve krallığını da kaybetmesine yol açıyor. Dönüşü ise muhteşem oluyor ve bu sefer rakibini acımadan öbür dünyaya yolcu ediyor. Belki bir kişiyi olumsuz etkileyen bu olay koca bir insan topluluğunun kurtulması açısından hiçbir şey elbette. O zaman sorunun yanıtı da netleşmiş olsa gerek. Merhamet etmediği zamanda dahi kralın bir faydası görülebilir. Geleceği öngören kral bir kişiye zalimlik yapabilir ancak böylelikle halkını büyük bir dertten kurtararak halkına en büyük merhameti göstermiş olur. Saf, yeni yetme, iyi kalpli bir kralın gerçek bir krala dönüşü filmin finaliyle beraber tamamlanmış oluyor.
Film bir yandan modern bir klasik bir yandan Aslan Kral’ın live-action’ı tadında. Klasik bir süper kahraman filmi gibi sadece aksiyona, bol patlama sahnelerine ve bir dolu havalı repliğe dayanmıyor, aynı zamanda ders çıkartılabilecek olaylara da parmak basıyor ama hikâye genel hatlarıyla oldukça tahmin edilebilir. Özellikle yarattığı inanılmaz Wakanda Dünyasıyla ve güzel sinematografisini düşündüğümde senaryo üzerinde biraz daha titiz ve detaylı çalışılsaydı Yüzükler Efendisi epikliğinde bir hikâye izleyebilir miydi bilemiyorum. Hikayesinin potansiyeline güvenmemden dolayı olsa gerek böyle düşündüm.

31 yaşında 3 güzel filme imza atmış bir yönetmen var karşımızda artık. Ryan Coogler’ın önce Creed daha sonra bu filmle beraber kendisini tam anlamıyla Hollywood camiasına kanıtladığını düşünüyorum. Aslında Blockbuster furyasının yükselişte olduğu bu dönemlerde böyle yetenekli yönetmenlere de ihtiyaç var. Kendi açımdan Coogler’ın kariyer tercihlerini beğeniyorum. Black Panther filminde kendisinin bazı handikapları vardı. Sadece yeni bir karakter değil aynı zamanda yeni bir ulus ve mekânı da tanıtmak zorundaydı. Haliyle klişeden öteye geçemeyecek bir hikâye yazabildi. Fakat bunu en iyi şekilde aktardı. 2. Filmde eğer yönetmen koltuğunda devam edecekse yönetmenliğini konuşturduğu daha özgün bir işe imza atabilir.

Puanlama

7.8

7.8
Kullanıcı Oyu: ( 0 oy ) 0

Anıl Meydan 14 Aralık 1996'da doğdum. Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi okuyorum. Sinema hayatımda önemli bir yer kaplıyor. Insanların sinemayla ilgilenmelerini sağlamak ve filmler hakkında izleyiciye bilgi vermek en büyük gayelerimden biri.

Yorum(1)

Bir Cevap Yazın