Ana Sayfa Eleştiriler Kuru Otlar Üstüne (2023): Kaçış Nereye ya da Kimeydi?

Kuru Otlar Üstüne (2023): Kaçış Nereye ya da Kimeydi?

Kuru Otlar Üstüne (2023): Kaçış Nereye ya da Kimeydi? 8.0
0

”Muhakkak ki bütün karakterlerim, duygularını kendi ruhumda da hissettiğim en azından ipuçlarını gördüğüm insanlardı. Ben, ruhunun karanlık taraflarına ilgi duyan bir insanım. Benim hayatta anlam yaratma şeklim bu. İnsanlar bazen bu karakterlere kötücül antikahramanlar olarak bakıyorlar, bana öyle gelmiyor. Bu, hayata ne kadar romantik baktığınızla ilgili. Ben bunları hepimizin içinde olan sıradan duygular olarak görüyorum. Bu filmimde karakterin ruh hali için ücra bir yerde olması zorunluydu. Çünkü mutluluğun bulunduğumuz yerden başka bir yerde olduğu avuntusu bize iyi gelir.”

Nuri Bilge Ceylan (76. Cannes Film Festivali)

”Kaçış nereye ya da kimeydi?”  Sinematografisine baktığımızda bu sorunun cevabını bulma çabasına giren kahramanlarıyla; huzursuz, aidiyetsiz insanlarıyla beyaz perdede yer bulan yönetmen Nuri Bilge Ceylan, ”Kuru Otlar Üstüne” ile 76. Cannes Film Festivali’nde bizleri sinema alanında özel bir yere konumlandırdı. Pandemi döneminde çekilen ve o sürecin sıkıntılarına bağlı olarak psikolojik zorluklarla vücut bulan film; yönetmenin kaçış travmalarıyla donanmış, anlaşılma sorunlarıyla yüzleşen, kuşkulu ve yorgun aydın tipinin izleklerini bize sunuyor. Peki fiziksel kaçışlar, ruhani kaçışları mümkün kılar mı? Bir yerden başka bir yere gitmek insana içsel huzuru bahşeder mi?

kuru otlar üstüne eleştiri

Erzurum’un ücra bir köyünde resim öğretmenliği yapan Samet, zorunlu görev yeri olan bu köyde mutsuz ve yalnızdır. Öyle ki karakterin bir sanat öğretmeni olması da bu anlaşılmazlığını vurgulamak için seçilmiştir. Nitekim sanat ve sanata dair unsurlar bu topraklarda yüzyıllarca bir adım geride durulan, birçok sebeple dışlanan ve hayatın merkezine oturtulamayan unsurlardır. Çok acıdır ki edebiyat, resim ve müzik ; Batı’da bulduğu karşılıkları bizde çok geç bulmuş ve hala açığı kapatılamayan bir boşluk içinde var olma çabası içine girmiştir. Tam da bu gerçekten hareketle, kahraman, kendisiyle aynı dili konuşan ama kendisinden apayrı insanların arasındadır.

Samet, gitmek fikriyle görev yaptığı ve bu avuntuyla günlerini geçirdiği ücra köy okulunda birlikte çalıştığı öğretmen arkadaşlarına dahi yabancıdır. Tek isteği bir an evvel  İstanbul’a gitmek ve orada nihai huzura erişmektir. Orada anlaşılacağını, orada varlığını gerçekleştireceğini sanır. Tabii bu, zamanın daha hızlı akmasını sağlamak için kahramanın kendisine verdiği uyuşturucu bir telkin, içsel bir avuntudan ötesi değildir. Bu noktada seçilen mekan , çetin iklim koşullarıyla kahramanın hapishanesi haline gelen bir mekandır. Mekanın kasveti ise kahramanın huzursuzluğuna yapılan açık bir göndermedir.

Ayrıca İlginizi Çekebilir: Nuri Bilge Ceylan’a Göre Sinema Tarihinin En İyi 10 Filmi

Samet olay örgüsü içerisinde üç ayrı karakterle farklı boyutlarda ilişkiler geliştirir. Bu kişilerİ; kendisi gibi öğretmen fakat o coğrafyanın insanı olan Kenan, Ankara’dan atanarak gelen bir patlamada bacağını yitirmiş sol görüşlü örgüt mensubu öğretmen Nuray ve görev yaptığı okulda kendisine ilgi duyan ortaokul öğrencisi Sevim’dir. Bu karakterler ana karakterin egosuyla çevrelediği yalnızlığının dekorları gibidir. Yönetmen bu kahramanlar aracılığıyla Samet’in içsel çatışmalarını yönetir. Öyle ki tüm bu kahramanlar Samet’in kendini layık bulduğu değeri ona bahşetmeyecek ve onu ego sancılarına sürükleyeceklerdir.

kuru otlar üstüne filmi konusu

Film süresince kendini bir arada olduğu insanlardan üst bir segmentte bulan, bulunduğu yere ait hissetmeyen kahraman, insanlardan kendini konumlandırdığı yerden farklı muameleler gördükçe hırçınlaşacak ve insanlarla arasına anlaşılmazlığından bir yalnızlık duvarı örecektir.

Filmde belki de en dikkat çeken unsur Samet’in öğrencisi Sevim’in  kendisine olan ilgisiyle kendi egosunu rahatlatmasıdır. Bu ilişkinin sınırlarının doğru çizilip, aktarımında seyirciyi rahatsız etmeden sunulması da filmin başarılı bir sekansı olarak kendini göstermektedir.  Samet’in öğretmen Nuray ile aynı masada politize olmuş bir söz düellosu içine girmesi de karakterin hayata ve insanlara karşı duruşu üzerine derin ipuçları barındırmaktadır.

Filmin bir sahnesinde kahramanın mekandan sıyrılıp oyun seti içine girmesiyle yönetmenin metafiction (üst kurmaca) oluşturmaya çalıştığını görüyoruz. Bu kurmaca türü, modern anlatılarda sıkça tercih edilen bir yoldur. Bu sahne klasik anlamdaki tüm kurmacalara türlerine bir atıftır. Seyirci bu yolla gerçek ile kurmaca arasındaki ilişkiyi sorgular ve bir an olsun sahnelerin arasına sıkışan seyirciye anlatının aslında bir kurmaca olduğu hatırlatılır.

Ayrıca İlginizi Çekebilir: Ahlat Ağacı (2018): Bilge’yle Konuşan Bir Sisyphos Gördüm

Filmde yönetmen Nuri Bilge Ceylan tarafından çekilmiş fotoğrafların film geçişlerinde dekor olarak kullanılması da filmin sanat yönünü arttıran enstanteneler olarak karşımıza çıkıyor. Nitekim bu sert coğrafyada yabancılaşma sendromları vurgulanırken, coğrafyanın kendine has dokusu da tüm şeffaflığıyla usta bir ressamın elinden çıkmış resimler olarak bizlere sunuluyor. Yönetmenin şu sözleri tüm bu tablonun özeti mahiyetinde:

‘’Kendini nerede olursa olsun yabancı hisseden karakterler ilgimi çekiyor. Çünkü ben de öyleyim.’’

Puanlama

8.0

8.0
Kullanıcı Oyu: ( 2 oylar ) 7

Arzu Atak Edebiyat Öğretmeni…Küçük bir ‘’Çağın Asya’’ annesi… İlk 15 dakikada uyumadığı bir filmin iyi olduğuna inanır. Hayata dair en ince tutkusu yazmak. Şehirler değiştirdi, ama kalemi hep valizindeydi. Okuduğunu yazdı hep, artık izlediğini de yazıyor.

Bir Cevap Yazın