Ana Sayfa Eleştiriler The Bookshop (2017): Kağıt Üstünde Cesaret, Sevgi ve İyimserlik Filmi

The Bookshop (2017): Kağıt Üstünde Cesaret, Sevgi ve İyimserlik Filmi

The Bookshop (2017): Kağıt Üstünde Cesaret, Sevgi ve İyimserlik Filmi 4.7
0
Üretken yönüyle tanınan Katalan yönetmen Isabel Coixet‘in, Berlin Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan son filmi The Bookshop ülkemizde ilk defa 37. İstanbul Film Festivali’nde gösterildi. 2018 yılında Goya ve Gaudi ödüllerinde birçok ödül alan yapım Emily Mortimer‘ın performansıyla ön plana çıkıyor.

Penelope Fitzgerald‘ın aynı adlı romanından uyarlanan The Bookshop, 50’li yılların İngiltere’sinde Florence Green (Emily Mortimer) adlı dul bir kadının azim dolu hikayesine odaklanıyor. Eşinin kaybından sonra yeni bir hayat kurmaya karar veren Florence, Hardborough adlı kasabaya yerleşip bir kitapçı dükkanı açar. Kasabaya geldiği ilk andan itibaren edebiyata karşı veya önyargılı olduğunu söyleyebileceğimiz halka karşı mücadele etmeye başlar.

The Bookshop, konusu ve vermek istediği mesaj itibariyle 2000 yapımı olan yönetmenliğini Lasse Hallström’ün yaptığı Chocolat filmini anımsatıyor. Yer yer Chocolat filmini akıllara getirirken yer yer de Juliette Binoche’un eşsiz performansını The Bookshop filminde arar oluyoruz. Önümüzde Chocolat gibi unutulmaz bir film örneği varken The Bookshop’a odaklanabilmek oldukça güç oluyor. Chocolat ile benzer bir iskelete sahip olan The Bookshop, tiyatral oyunculuklarıyla kendini bir kez daha geri plana itiyor. Filmin başrolü olan Emily Mortimer dışında ahım şahım performanslar ne yazık ki göremiyoruz.



Cesaret, sevgi, iyimserlik gibi temalar barındıran The Bookshop ne yazık ki bunu sadece kağıt üstünde gösterebiliyor. Görsel anlamda bu temaları karşılayacak materyaller karşımıza çıkmıyor. En basitinden Florence’in Hardborough kasabasına karşı verdiği mücadelede karaktere arka çıkamıyoruz. Çünkü film Hardborough kasabası hakkında gerekli ipuçları vermiyor. Kasabayı daha yakından tanıyabilmemiz için hiçbir koşulu sağlamıyor. Mücadele ettiği kasabayı yeteri kadar tanıyamayınca Florence’ın mücadelesi, cesareti ve azmi kağıt üstünde kalmış oluyor.

Tüm bu olmamışlıkların yanında filmin akışı da sekteye uğruyor.  Florence Green‘in oldukça gizemli bir karakter olan Edmund Brundish (Bill Nighy) ile gerçekleştirdiği mektuplaşmalar ve görüşmeler dışında filmin akıcılık konusunda büyük bir sorun yaşadığını ayrıca Hardborough kasabasına dair gerekli motivasyonu alamadığımız için filmin büyük bir çoğunluğunda akış probleminin var olduğunu söyleyebiliriz.

İspanya basını tarafından oldukça şişirilen The Bookshop, naçizane fikrim olarak büyük bir hayal kırıklığı olarak adlandırılabilir. Emily Mortimer’ın performansı dışında elle tutulur bir yanı olmayan yapım, mesajını sadece kağıt üzerinden aktarmasıyla da illüzyonunu daha da çok düşürüyor. Dört farklı projesi sırada bekleyen Isabel Coixet, umarım The Bookshop ile yarattığı hayal kırıklığını unutturur.

Puanlama

4.7

4.7
Kullanıcı Oyu: ( 0 oy ) 0

Oğuzhan Durmuş 1994 yılında Kocaeli Gölcük'te doğdu. Sinemaya olan ilgisini durduramayıp Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde Radyo, Televizyon ve Sinema okumaya başladı ve hala da okumaya devam ediyor. İleride kendi çekeceği filmlerin hayaliyle de yaşamaya devam ediyor.

Bir Cevap Yazın