Venedik 2019 Notları 6

Venedik 2019 Notları 6
0

No.7 Cherry Lane


Yonfan‘ın yönetmenlik koltuğunda oturduğu animasyon filmi 1967 yılında Hong Kong’da geçiyor. Merkezine bir anne, kızı ve bir üniversite öğrencisinin arasında geçen bir aşk üçgenini alan film, oldukça yavaş ilerleyen ancak zaman zaman çok acayip noktalara giden bir hikâyeye sahip. Beklemediğiniz çok detayla karşılaşacağınız film başlarda çok şey vaat etse de ilerleyen dakikalarda yaptıklarıyla hem şaşırtıyor hem de hayal kırıklığı yaşatıyor. Filmin en büyük sorunu ise temposunun ve animasyonun aşırı yavaş olması. Zaten yavaş ilerleyen bir filmde zaman zaman neredeyse hiç hareket etmeyen bir animasyon olunca film bazı noktalarda hiç çekilmez hale geliyor. 2/10



Martin Eden (Venezia 76 Competition)

Pietro Marcello’nun yönettiği film Jack London’ın aynı isimli romanından esinlenerek yapılmış bir İtalyan filmi. Ana karakteri canlandıran Luca Marinelli’nin inanılmaz performansıyla parladığı Martin Eden festivalin en dikkat çekici filmlerinden biri olmayı başarıyor. Ancak diğer oyuncuların başrolün performansına çok yaklaşamamaları filmin daha etkileyici olmasını engelliyor belki de. Gerçi Marinelli’nin karizması bu eksiği biraz olsun kapatmayı sağlıyor denilebilir. Güzel karelere ve başarılı bir yönetmenliğe de sahip olan film akılda kalıcı olmayı başarıyor. 8/10



Rialto (Orizzonti)

Babasının ölümü sonrasında kendi hayatında birçok sorunla karşılaşan ve ailesiyle de tartışmalar yaşamaya başlayan bir adamın bu yaşadıklarıyla nasıl baş ettiğini izlediğimiz film başarılı bir başrol performansına sahip olsa da film boyunca gördüğümüz ana çelişkiyi asla sonuçlandıramaması hayal kırıklığı yaratıyor. Genel anlamda iyi performanslara ve iyi bir yönetime sahip olan film hikâyesindeki eksikler nedeniyle etkileyici bir noktaya gidemiyor. 4/10



The King (Out of Competition)

Call Me by Your Name ile ünlenen Timothée Chalamet’nin İngiltere kralı V. Henry’i canlandırdığı The King, büyük bütçeli, epik bir savaş filmi hissi verse de yer yer oldukça sendeleyen ve komediye gereğinden fazla yer verdiği için istediği ciddiyeti de bulamayan bir film. Ancak Fransa kralının veliahtı Louis’yi canlandıran Robert Pattinson’ın garip aksanı ve müthiş zamanlamaya sahip komik cümlelerinin filme keyif kattığını söylemek lazım. Nicholas Hoult’un The Favourite (2018) filmindeki karakterini andıran bu karakteri canlandırırken Pattinson’ın çok eğlendiği de her hâlinden belli oluyor zaten. Timothée Chalamet’nin yine çok iyi bir performans gösterdiği film, bunun ve birkaç komik diyaloğun dışında pek bir şey sunmuyor ve Chalamet’nin performansına da haksızlık yapıyor. 5/10
Sesil Yersu Uncu İstanbul’da doğup büyüdüm. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde sevdiğim iki bölümü okumaktaydım. İlk bölümüm İşletme Mühendisliği’nden yeni mezun olmuş durumdayım. Makine Mühendisliği’ne ise devam etmekteyim. Müzik, sinema ve spor üçlüsünün olmadığı bir hayatı asla düşünemeyen biriyim. Sinemanın büyülü dünyasına ise daha çocukken gittiği filmlerle kapılmış ve her zaman güvenebileceği bir dünya olduğunu bulmuş bir sinemaseverim.

Bir Cevap Yazın