divergent

Uyumsuz / Divergent (2014)

Dışarıda devasa büyüklükte tel duvarlar, içeride yıkık dökük bir şehir. Nasıl olur da böylesi darmaduman bir yerden çıkışı bu duvarlarla yasaklamışlar dersiniz. Ancak şehir canlıdır, örneğin sürekli çalışan bir ulaşım ağı görürsünüz film boyunca, ve herkes üstüne düşeni gerçekleştirmektedir.

Toplum yapısı; Bilgeler (Erudite) , Dostlar (Amity), Dürüstler (Candor), Korkusuzlar (Dauntless), Fedakarlar (Abnegation) olmak üzere 5 farklı statüye ayrılmıştır. Bunların her birisi bir fonksiyonu temsil eder, bilgeler araştırma yapar, dostlar çiftçilik yapar, dürüstler yargılar, korkusuzlar savunur ve fedakarlar ide toplumsal sorumluluk rollerini üstlenirler. Her bir grubun sembolü ve söylemleri farklı; hatta gruplar, kendi başına buyruk derebeyleri gibi hareket etmektedirler. Bu grupların bağlı olduğu bir üst topluluk yoktur. Belki bu durum, film kurgusuna getirilebilecek en sağlam eleştiridir, sonraki serilerde ortaya çıkacak beklenmedik gerçeklere rağmen.  
divergent walls
Bütün distopik filmlerde olduğu gibi buradaki yapı da baskı ile kurulmuş ve yapının öncesinde ‘kötü günler’ yaşanmış. Bu yapı, kötü günleri uzak tutmak ve kalanı yıkılmış dünyada güvende kalmak için, çatışmaları önlemek için önerilmiş. Oysa çatışmanın demokratik karar süreci için gerekli olduğunu biz biliyoruz. Grupların keskin sınırlarla ayrılması, farklı görüşlerin ortak bir paydada buluşmasına olanak verecek ortak platformu da yok ediyor. Bunun yansımalarını film boyunca görüyoruz.

Herkesin bir yere ait olması gereken bu düzende, aidiyetin kesinleşmesi için kişilere test yapılmaktadır. Bu test her ne kadar, ‘kişi kendisini tanısın’ diye yapılmaktaysa da, aslında gruplaşmanın şiddetini de gösteriyor. Beatrice, filmimizin kahramanı da bu teste girdiğinde bu sebeple birden fazla gruba ait olduğu için orada çalışan kişi tarafından uyarılıyor. Bu durumun bir tehdit olduğunu anlıyoruz.

Fraksiyonu belirlemek için yapılan teste baktığınızda, fedakarların aynaya bakmaması gerektiğini anlamıştık, Beatrice aynada kendisine bakmaktan rahatsızlık duymuyor, hatta kendisini görmek istiyor. Bu sebeple fedakar olamayacağını anlıyoruz. Buradaki mantık kişinin kendisinden önce bir başkasını düşünmesi ve kendi görüntüsüyle/varlığıyla ilgilenmemesi gerektiği üzerine kurulu sanırım. Çünkü pek çok zaman varlığımızı gördüğümüzde anlarız, görüntümüzle ‘ben’ duygusunu pekiştiririz.
ekran-alintisi
Bu yüzden, Beatrice mevcut grubundan ayrılma kararı alır. Başka bir gruba dahil olduğunda, artık bambaşka bir kişi olması gerekiyordu. Bunu bize en iyi şekliyle, Beatrice’in adının Tris olarak değiştirmesi, eski kıyafetlerini yakması ve saç şeklini değiştirmesi anlatıyor. Bu yeni sınıfta da, diğer bütün sınıflarda olduğu gibi, yapmakla yükümlü olduğu şeyler vardır. Bunları yaparken bir grup insan olarak aynı kıyafetleri giyer, aynı yemeği yer, aynı yerde tuvalete girer ve aynı yerde banyo yaparlar. Bir askeriye düzeni gibi, değil mi? Burada kimliklerin önemi yoktur, bir gruba aidiyetin ve oraya uyum sağlayabilmenin önemi vardır.
Divergent-2014-1
İnsanın kendi arzusu ile yaptığı yeni bir başlangıç her zaman inanılmaz heyecanlıdır, uzun zaman özenmiş olduğu yeni bir kimliğe sonunda sahip olmak, onu kazanmak mutlu eder yeni üyeleri, ancak sürecin devamı düşündükleri kadar eğlenceli olmayacaktır.

Tris sistemi keşfettikçe başka tehlikeler de fark eder, örneğin bilginler grubuna katılan kardeşinin manipüle edildiğini, arkadaşının ona düşman hale geldiğini, daha ötesinde gruplara uymayan kişilerin öldüğünü öğrenir. Sistemde kesin olarak bazı sorunlar olduğunu anlarız. Bunu en vahşi halilyle korkusuzların uyutulduğu sahnede görürüz, askerler piyon gibi belli bir grubun menfaatleri doğrultusunda kullanılmaktadırlar. Dövmeci hatunun da söylediği gibi, bir gruba dahil olamayanlar, kontrol edilemeyenlerdir ve toplum için tehlikedir.

Yani, Tris adının altında, karşımızda toplumsal yapıya uyum sağlayamamış, o toplum için vasat bir karakter durur. Bunun üniversite sınavlarından başarı sağlayamadığı için üniversiteyi zorla tamamlayan insanlarla özdeşleştirebilir misiniz? Üniversitedeki eğitim sistemine ayak uyduramayan, farklı düşünen bir zihin hayal edin, ne dersiniz?

Film boyunca Tris’in farklı özellikleri olduğunu görürüz, örneğin arkadaşını korumak için kendisini tehlikeye atar, söyleneni sorgular ve bazen de itiraz eder. Bu yüzden bir asker olmaya da uygun değildir aslında, dövmesi de bunu haykırmaktadır, emir altında yaşam ona göre değildir. Filmde geçen bir ifade dikkat çekicidir; korku Tris’i uyutmamakta, ayıltmaktadır. Korku insanları nasıl uyutur? Toplum yapısında pek çok korku ile yaşadığımızı biliyoruz; ölüm, yalnızlık, cezalandırılma, terk edilme, aldatılma gibi. Hatta korku filmlerinin kimilerimiz için ne kadar ilgi çekici olduğunu düşünün. İnsanlar korkuyu severler, çünkü uyutucudur. Ancak Tris’de aynı etkiyi yaratmamaktadır korku.

Ve nihayet Tirs’in uyumayan gözlerinin içine bakarak söylenen “Direncinde mutlak bir güzellik var” sözünü duyunca insanın V for Vandetta damarı kabarır. Ve Tris ile Four fraksiyon dedikleri düzene çomak sokarlar. Oysa her şey daha yeni başlamaktadır.   
2014 yapımı bu bilim kurgu filmini, 1988 doğumlu Veronika Roth adlı yazarın Divergent seri kitabına ve sonrasında filmi yöneten Neil Burger’a borçluyuz.
Dışarıda devasa büyüklükte tel duvarlar, içeride yıkık dökük bir şehir. Nasıl olur da böylesi darmaduman bir yerden çıkışı bu duvarlarla yasaklamışlar dersiniz. Ancak şehir canlıdır, örneğin sürekli çalışan bir ulaşım ağı görürsünüz film boyunca, ve herkes üstüne düşeni gerçekleştirmektedir.Toplum yapısı; Bilgeler (Erudite) , Dostlar (Amity), Dürüstler (Candor), Korkusuzlar (Dauntless), Fedakarlar (Abnegation) olmak üzere 5 farklı …

Genel Puanlama

Senaryo - 82%
Yönetmen - 81%
Oyunculuk - 77%
Teknik - 80%
Müzik - 82%

80%

Okuyucu Oylaması İlk olun!
80

Evla Mutlu Kesici Hakkında

Filmlerdeki kurguyu sorgulamak, onların temelindeki yapıyı anlamaya çalışmak, metaforları yakalamak... Benim ilgimi çeken yönü bu. Filmlerin hangi tarihte, ne kadarlık bütçe ile çekildiğini anlatmak, oyuncularla ilgili bilgi vermek, kamera arkasında olanları anlatmak değil esas derdim.

Bir Cevap Yazın