Ana Sayfa Eleştiriler Bad Times at the El Royale (2018): Bilinmezlikler Hoteli

Bad Times at the El Royale (2018): Bilinmezlikler Hoteli

Bad Times at the El Royale (2018): Bilinmezlikler Hoteli 7.5
0
The Cabin in the Woods ile sinema sektörüne kendine yer etmeyi başaran Drew Goddard. Aradan geçen 6 yılın ardından çizgisini korumayı hatta bir üstte taşımayı başarıyor. Zengin oyuncu kadrosuyla ön plana çıkan Bad Times at the El Royale genel olarak hasır altı pozisyonunda kalmış olsa da ülkemizdeki bayat vizyon haftasında keşfetmeyi bilen izleyici için yılın sürprizlerinden birinin altına imzasını atıyor.

The Cabin in the Woods’u yüksek oranda süper kahraman temalı filmlerin senaristliğini yapan Joss Whedon ile yazan Goddard bu sefer yanına kimseyi almadan Bad Times at the El Royale’i yazıyor. Senaryoda istediğini gibi bir yapı kuran yönetmen aynı şeyi yönetme kısmında yapamıyor. Bunu başarmış olsaydı yıl sonu hazırlanan yılın en iyi filmleri listesinde kendi filminin adını yazdırmış olurdu.

Film, bir yarısı Nevada’da ve diğer yarısı California’da olan bir otele çok yakın zamanlarda çok farklı amaçlarla gelen 4 misafirin ilginç ve bir o kadar gizemli anlarını ve anılarını anlatıyor. Başlangıçta fikir olarak farklı bir izlenim veren filmin aralarına aksiyon yükledikçe keyifli bir seyirlik haline geliyor. Film 4-5 farklı bölümden oluşuyor. Her bölümde ayrı karakterlerin hikayesine odaklanılıyor. Karakterlerin geçmişlerini tanıma ve El Royale’e neden geldiklerini öğrenme fırsatı buluyoruz. Filmde her biri yan hikaye olarak duran bu bölümler filmi sonucu bağlama da ipuçları veriyor. Ayrıca bu bölümlerde kurguya hep bir karakter ekleniyor. Bu yüzden temposu düşecek gibi olmuyor. Buradaki tempoyu klasik aksiyon anlatısındaki tempoya benzetmek yanlış olur. Bu tempo ilk başlarda otel El Royale’in vermiş olduğu gizemden kaynaklı, bu gizem perdesi kalktıkça karakterlerin tavırlarındaki gizem devreye giriyor. En son aşamada da karakterlerin filmdeki olaylara nasıl tepki vereceği merak konusu oluyor.

Bad Times at the El Royale aynı zamanda Nixon dönemini anlatıyor. Bir yandan duvarlarda Marilyn Monroe’nun fotoğraflarını görürken diğer yandan başkan Nixon’ın Vietnam Savaşı hakkındaki konuşmasına tanık oluyoruz. Filmin senaryosu çoğu Hollywood filminin senaryosuna göre iyi olsa da çok büyük bir fırsatı da teptiğini düşünüyorum. El Royale’i ortadan ikiye bölen kırmızı çizgiden senaryoya yeterli malzeme çıkmıyor. Filmin başında sadece Nevada ve California arasındaki farkın içki yasağı olduğuna dair bir iki cümle kuruluyor. O zamanın Amerikası’nda tek farkın belki de içki yasağıdır ama filmin senaryosunu renklendirmek için iki eyalet arasında gerçek dışı farklar yaratılabilirdi.

Oyuncu kadrosunda Jeff Bridges, Dakota Johnson, Jon Hamm ve Chris Hemsworth gibi tanınmış yüzler barındıran Bad Times at the El Royale vizyon için iyi bir seçenek olarak duruyor. Aynı zamanda dönem müzikleri de filmi sevmenize sebep oluyor. İzledikten sonra akıllarda çok yer tutmasa da, sinemada geçirdiğiniz süreçte zevk alacağınızın garantisini veriyor.

Puanlama

7.5

7.5
Kullanıcı Oyu: ( 0 oy ) 0

Hürrem Celil Erdoğan Denizli’de doğup büyüdükten sonra üniversite okumak için aynı zamanda şu anda yaşadığım şehir olan İzmir’e geldim. Ege Üniversitesi Matematik Bölümünü stresli uzun bir yolculuktan sonra bitirdim. Sinemaya olan ilgim ise, sinemanın dertleri unutturan tarafını keşfetmekle oldu ve ben de bu sayede sinemanın büyülü dünyasına kapılanlar tarafına geçtim. Bu büyülü dünyayı somutlaştırmak içinse birdunyafilm.co’yu kurdum.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir