Ana Sayfa Eleştiriler Kill Bill: Vol 1. ve 2. (2003): Feminist İntikam

Kill Bill: Vol 1. ve 2. (2003): Feminist İntikam

Kill Bill: Vol 1. ve 2. (2003): Feminist İntikam 9.5
0
Bol kanlı ve şiddet içerikli sahneleriyle tanıdığımız Quentin Tarantino, özel sinema diliyle kendine bağımsız sinemada ayrı bir kulvar yaratmayı başarmış bir sinema dehası. Filmlerinin her karesine imzasını atan Tarantino’nun sinemasında aşırı yakın planlardan bagaj perspektifli çekimlerine kadar birçok görsel kod bulunmakta ancak Tarantino’nun en önemli özelliklerinden biri de yazdığı muhteşem senaryolardır. Farklı tarzlarda filmlerle dolu filmografisinde ön plana çıkan filmlerden biri ise Kill Bill’dir hiç kuşkusuz. Temelde basit bir intikam öyküsü olan Kill Bill, Tarantino’nun karakter yaratmadaki başarısı, karakterler arasındaki etkileşimleri kusursuzca kurgulaması sayesinde bir başyapıt olmuştur. Ayrıca kendisinin en iyi işlerinden biridir.

“Revenge is a dish best served cold.”
(İntikam soğuk yenen bir yemektir.)
─Old Klingon Proverb─

Bu sözlerle açılan Kill Bill: Vol 1., sinema tarihinin en unutulmaz intikam hikâyelerinden biridir. Film, düğün gününde daha önceden kendisinin de dahil olduğu bir suikast ekibinin saldırısına uğrayan ve 4 yıl boyunca komada kaldıktan sonra hayata geri dönen Bride’ın ettiği intikam yemini etrafında şekilleniyor. Kill Bill, süresinin uzun olması nedeniyle ikiye bölünmüş olsa da tek film olarak kabul edilir. Bride’ın ettiği intikam yemini doğrultusunda oluşturduğu listedeki herkesin peşine düştüğü film, karmaşık bir hikâye yapısına sahip gibi görünse de başarılı flashback ve flashforward anlatımlarıyla daha akıcı ve etkileyici hale geliyor. Başrollerini Uma Thurman (The Bride) ve David Carradine (Bill)’in paylaştığı film, bol kanlı ve vahşet içerikli yapısıyla, uçuk dövüş koreografileriyle, dikkat çekici düellolarıyla ve karakterlerin özenle oluşturulmuş altyapılarıyla anlatımını zenginleştiriyor ve Tarantino’nun en doyurucu işlerinden biri olmayı başarıyor. Filmin “Ters Ninja Kanunu”nun (bir filmde kötü adamların sayısı ne kadar fazla ise kahramana zarar verme olasılığı o kadar düşüktür) sinemadaki en iyi örneklerinden biri olduğunu da belirtmek lazım.


Sinefil kişiliği ile her zaman dikkat çeken ve filmlerinde birçok film referansını açıkça kullanan
Tarantino, Kill Bill’de de sayısız film referansı kullanıyor. Başta Uzakdoğu sinemasının vazgeçilmezlerinden olan Kung Fu filmleri olmak üzere Samuray filmleri, Spagetti Western’leri ve Japon sinemasına saygı duruşunda bulunuyor. Farklı türlerin hepsini ise “Tarantino-vari” bir şekilde harmanlayarak bize sunuyor. Tarantino’nun filmlerinde en özen gösterdiği şeylerden biri de müzik seçimleridir. Kill Bill birçok alanda olduğu gibi müzik kullanımıyla da adından çokça söz ettirmiş bir filmdir. Filmdeki sahnelerin kullanılan müziklerle mükemmel uyumuna ek olarak karakterlerin hareketlerinin sonucunda çıkardıkları seslerin de filmde başarılı bir şekilde kullanıldığını görmekteyiz. Dövüş sahneleri başta olmak üzere birçok sahnede dikkat çeken bu harika ses kullanımı Tarantino’nun zaten başarılı olduğu ses kullanımını Kill Bill’de bir üst seviyeye çıkardığının da bir göstergesidir.


Tarantino filmlerinin vazgeçilmezlerinden bir diğeri ise diyaloglardır. Kill Bill’deki diyalog kullanımı da diğer filmlerinde olduğu gibi muazzamdır. Her zamanki gibi bu filmde de karakterler arasında bazen normal bazen ise aşırıya kaçan benzetmelerle dolu diyaloglar bulunmaktadır. Filmdeki en dikkat çekici konuşmalardan bazıları ise meşhur Süpermen tiradı ile Uma Thurman’ın monologlarıdır. Müthiş diyalog yazma becerisiyle Tarantino, sinemada başarmanın zor olduğu bir şeyi başarıp filmden çıkan seyircilerin aklında sadece karelerin değil diyalogların da kalmasını sağlıyor yine.

Tarantino, “yıldızı sönmüş” isimleri filmlerinde oynatıp yıldızlarını yeniden parlatmayı başarmasıyla da ünlüdür. Bunun kuşkusuz en iyi örneği Pulp Fiction’da John Travolta’yı oynatmasıdır ancak Kill Bill’de de benzer bir özellik gösteren oyuncu seçimleri olduğu söylenebilir. David Carradine, Michael Madsen ve Daryl Hannah gibi yıldızı sönmüş isimlerden oluşturduğu kadroyu Uma Thurman ve Lucy Liu gibi isimleri ekleyip tamamlaması buna örnektir. Oyuncularını filmlerinde zirveye ulaştırabilmesi, yıldızlarını parlatması ise onun muazzam oyuncu seçimi yapabilmesinden kaynaklanmaktadır. Bu konuda gösterdiği özeni Kill Bill’deki harika seçimleriyle de göstermiştir. Filmdeki herkesin rollerine fazlasıyla uyduklarını söylemek işten bile değil anlayacağınız.

“It’s mercy, compassion and forgiveness I lack. Not rationality.”
(Bende eksik olan şey merhamet, acıma ve affediş. Mantık değil.)
─The Bride─


İntikamının peşine bu sözlerle düşen Bride için ise ayrı bir parantez açmak lazım. Tarantino’nun Pulp Fiction’ın çekimleri sırasında Uma Thurman’la olan sohbetleri sonucu filizlenmiş olan The Bride karakteri, Kill Bill filmlerinin oluşumunun temelidir. Sinema tarihinin en etkileyici ‘femme fatale’ karakterlerinden biri Bride’dır. Bride, listesindeki isimleri birer birer silmek için hedefine kilitlenmiş bir karakterdir ve bu hedefini yerine getirmek için film boyunca her an katanasının şiddetini izleyicinin karşısına çıkarır. Burada Tarantino’nun kadınlara bakış açısının çok güzel olduğunu söylemek gerek. Güçlü kadınları çok sevdiğini söylemek pek mümkün zaten ancak bu konuda asıl dikkate değer nokta filmlerindeki kadın karakterlerin gücünün kadının dişiliğinden kaynaklanmıyor oluşudur. Kill Bill’de bu şu şekilde görülmektedir: Bride’ın kıyafet seçimindeki amacı düşmanlarıyla daha rahat dövüşmeyi sağlamasıdır. Bride ─dövüştüğünde doğal olarak dağıldığo için─ dağınık saç ve kıyafetlere sahiptir. Başka filmlerde ise benzer durumlardan geçen kadın karakterlerin başarılarının asla bozulmayan saçlarına ve çekici kıyafetlerine dayanıyormuş gibi gösterilmesi çokça karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle Kill Bill’deki Bride karakteri aksiyon filmlerindeki kadın temsili açısından çok önemlidir, en başarılı örneklerden de biridir. Ayrıca filmde Thurman’ın karizmatik, güçlü ve gözü kara karakterinin intikam davası inandırıcı kılınırken filmin genelinde ise Tarantino’nun inandırıcılık derdi olmadığı uçuk fikirlerinin rahatça kullanıyor oluşundan açıkça belli olmaktadır.

İkonik sahneler ve muhteşem karelerle dolu Kill Bill, ilk sahneden finaline kadar izleyiciyi diken üzeride tutmayı başaran, her an seyirciyi şaşırtma potansiyeline sahip bir film. Öyle ki film bittikten sonra gelen jenerik bile sizi etkileyebilecek detayları karşınıza çıkarma şansına sahiptir. Tarantino’yu Tarantino yapan her şey bu filmde en iyi örnekleriyle karşımızda. Tarantino’nun kendine özgü sinema diliyle izleyenleri mest etmeyi başardığı bir başyapıt olan Kill Bill, asla izlemekten bıkmayacağınız, her izlemede tekrar tekrar keşfedilecek bir hazinedir.

Puanlama

9.5

9.5
Kullanıcı Oyu: ( 1 oy ) 7

Sesil Yersu Uncu İstanbul’da doğup büyüdüm. İstanbul Teknik Üniversitesi’nde sevdiğim iki bölümü okumaktaydım. İlk bölümüm İşletme Mühendisliği’nden yeni mezun olmuş durumdayım. Makine Mühendisliği’ne ise devam etmekteyim. Müzik, sinema ve spor üçlüsünün olmadığı bir hayatı asla düşünemeyen biriyim. Sinemanın büyülü dünyasına ise daha çocukken gittiği filmlerle kapılmış ve her zaman güvenebileceği bir dünya olduğunu bulmuş bir sinemaseverim.

Bir Cevap Yazın