Ana Sayfa Eleştiriler Lancelot du Lac (1974): Aşkın Görmeyen Gözleri

Lancelot du Lac (1974): Aşkın Görmeyen Gözleri

Lancelot du Lac (1974): Aşkın Görmeyen Gözleri 6.5
0
Birbirinden farklı konulara kendi bakış açısı ve estetiği ile yaklaşan Robert Bresson, Fransız Sineması’nın bir dönemine damga vurmuştur ve hâlâ eserleriyle bu etkiyi devam ettiriyor diyebiliriz. 1974 yılında çektiği Lancelot du Lac, öne çıkan eserleri kadar hafızalara kazınmasa da bir tarihsel miti, farklı bir kanalla seyirciye aktarmasıyla önemli bir kategoridedir.

Bu miti aslında çoğumuz duymuş ya da bir şekilde kulak misafiri olmuşuzdur. Kutsal kılıç Excalibur, Kral Arthur ve Camelot bu mitin en önemli parçalarındandır. Bu tarihsel hikâyedeki Lancelot’un ailesi Kral Claudus tarafından yenilgiye uğratılır. Küçük Lancelot ise annesi tarafından göle bırakılır. Filmde orijinal ismini buradan alır. Daha doğrusu Fransızların telaffuzunda o sadece Lancelot değil ‘Lancelot du Lac’dir. Lancelot’nun yolu daha sonra Kral Arthur ile kesişir. Ve o çok meşhur Yuvarlak Masa Şövalyeleri’nden biri olur.


Robert Bresson’un yönettiği Lancelot du Lac tamamen bu mitden esinlenmiştir. Ama film, mitin fantastik ögelerinden çok, sade bir şekilde gelişen Lancelot ile Kraliçe Guinevere’nin birbirlerine olan aşkından beslenir. Kutsal Kase arayışı için kurulan Yuvarlak Masa Şövalyeleri’nin bir arayıştan elinin boş dönmesiyle film açılır. Kutsal Kase merkezli bir film beklerken o sahnenin ön bilgiden başka bir şey olmadığını anlarız. Yine tarihsel karakterlerden biri olan büyücü Merlin’in bir kehanetine göre Guinevere’ye aşkını Merlin’e karşı dile getiren Arthur, Merlin’den Guinevere ile Lancelot’un büyük bir aşk yaşayacağını ve istese de bu aşka engel olamayacağını öğrenir. Bresson burada da sade bir anlatıma başvurur. Paragrafın başında söylediğim gibi ne Merlin ne de bir kehanet bize filmde servis edilir.


Lancelot’un aşk sanrıları onun etrafını o kadar çok kaplamıştır ki Tanrı’dan bu aşka engel olması konusunda yardımda bulunmasını ister. Ama tahmin edilenin aksine bunun pek yararı olmamıştır. Filmde yan karakterlerin neredeyse tamamı şövalyelerden oluşmaktadır. Sevdiği kadın elinden alınan Arthur’dan ziyade filmin kötü karakteri, efsanede de yer alan Şövalye Mordred’dir. Mordred bir nevi Kral Arthur’a laf taşıyıp Lancelot ile Guinevere arasında bir şeyler olduğunu açık açık dile getirir. Bir nevi sadakat göstergesi olsa da kralın en gözde şövalyesi Lancelot’u gözden düşürme girişiminden başka bir şey değildir.

Film efsaneye paralel bir şekilde ilerler ve başladığı gibi gösterişsiz bir şekilde son bulur. Efsaneyi tam olarak bilmeyenler için yazının geri kalanı net bir şekilde sürprizbozan içerir. Kral’ın ve Camelot’un sonu gelmiştir. Bu sonu getiren tıpkı efsanedeki gibi Mordred’dir. Ölüm bir kralın ölümü gibi değildir. Bressonvari bir ölüm Kral Arthur’a bahşedilmiştir. Genel olarak bakıldığı zaman Camelot’un ve Arthur’un sonunu getiren olay Guinevere ile Lancelot’un aşkıdır.


Bresson’un film başında bahsettiği Kutsal Kase çoğu kaynakta temizliğin ve saf güzelliğin sembolü olarak geçer. Lancelot’un o filmin başındaki arayışının Guinevere’nin kadraja girmesinden sonra bitmesinin asıl sebebi budur. Lancelot o sembolü bir insanda bulmayı başarmıştır.

Puanlama

6.5

6.5
Kullanıcı Oyu: ( 0 oy ) 0

Hürrem Celil Erdoğan Denizli’de doğup büyüdükten sonra üniversite okumak için aynı zamanda şu anda yaşadığım şehir olan İzmir’e geldim. Ege Üniversitesi Matematik Bölümünü stresli uzun bir yolculuktan sonra bitirdim. Sinemaya olan ilgim ise, sinemanın dertleri unutturan tarafını keşfetmekle oldu ve ben de bu sayede sinemanın büyülü dünyasına kapılanlar tarafına geçtim. Bu büyülü dünyayı somutlaştırmak içinse birdunyafilm.co’yu kurdum.

Bir Cevap Yazın