Ana Sayfa Eleştiriler Past Lives (2023): Buruk Bir Anti-Masal

Past Lives (2023): Buruk Bir Anti-Masal

Past Lives (2023): Buruk Bir Anti-Masal 7.0
0

İn-Yun kavramı Kore kültürü için kökleri Budizm’e dayanan, geçmiş yaşamımızdaki binlerce deneyimin ve bağlantının içinde bulunduğumuz andaki ve gelecekteki karşılaşmalarımıza, ilişkilerimize yön verdiğine yönelik bir inanış anlamına geliyor. Bizdeki kısmet olgusuna çok benziyor yani. Nora (Greta Lee), yazarlık eğitimi aldığı New York’taki bir okulun sanatçı yerleşkesinde aynı evi paylaştığı Amerikalı Arthur’a (John Magaro), bahçede vakit geçirdikleri sakin ve romantik bir akşamda İn-Yun kavramından bahsediyor, aralarındaki karşılaşmanın kader boyutuna vurgu yaparak. Nitekim, çocukluk yıllarında ailesiyle birlikte Kore’yi terk ederek önce Toronto’ya oradan da New York’a göç eden Nora’nın yaptığı seçimler, milyonlarca olasılık arasından onu bu beyaz Amerikalı yazar adayıyla evlendiren bir kaderle sonuçlanıyor. Ancak Koreli-Kanadalı yönetmen Celine Song’un ilk filmi Past Lives, kader, kısmet ya da İn-Yun meselesine oldukça mesafeli ve soğukkanlı denebilecek bir yerden bakan bir aşk üçgeni yaratıyor.

Ayrıca İlginizi Çekebilir: Drive My Car (2021): Aşınmış Bir Hayatı Sür(dür)mek için Bir Kullanma Kılavuzu

Filmin en başından aslında iki çocukluk aşkı olan Hae Sung (Teo Yoo) ve Nora olmadan önceki adıyla Na Young’ın birbirlerinin kısmeti olabileceğini seziyoruz. Daha iyi bir gelecek umuduyla Young’ın ailesiyle birlikte Kore’den Kanada’ya göç etmesiyle henüz 12 yaşında yarım kalan bu aşkın gelecekte bir gün tamamlanmak üzere yeniden filizleneceğine dair masalsı bir anlatının beklentisi içine giriyoruz. Yönetmen Song, Hae Sung ve Nora ikilisini her 12 yılda bir karşılaştırarak bu beklentileri her seferinde ustaca kurmayı başarıyor. Önce birbirlerini sosyal medyadan bulduklarında gece-gündüz, saat farkı demeden kurdukları sanal bağın gelişmesinde, sonrasında ise 20 yılı aşkın süredir ilk kez bedensel olarak aynı şehirde yan yana geldiklerinde, filmin arka planında askıda bekleyen kısmet duygusu kendisini gerçekleştirecekmiş gibi oluyor. Ancak Song’un kurduğu dünya, adeta bir anti-masal gibi işleyerek karakterleri her seferinde gerçekliğin soğuk bir veçhesiyle yüzleştiriyor. Çocukluktan, geçmiş hayatlarımızdan belirlenen bir kısmetin önüne geçebilecek artık çok fazla sebebimiz olduğunu söylüyor adeta film. Modern hayatın büyü bozucu etkisi, küreselleşme, imkânların eşit dağıtılmaması ve bunlara bağlı olarak göç olgusu gibi faktörler artık mistisize ettiğimiz bağların baştan zayıf kurulmasına ya da sonradan parçalanmasına kolayca zemin hazırlıyor. Örneğin küçük Nora’ya okulda neden Kore’yi terk ettikleri sorulduğunda Nobel ödülünü kazanmak için, diyor. Ancak çocuk aklıyla koyulan bu hedef aslında daha iyi eğitim, daha iyi yaşam koşulları gibi ekonomik ve sosyal beklentileri temsil ediyor. Nitekim yetişkin Nora’nın da Amerikalı Arthur’la evliliğini koşullayan en temel faktörlerden birinin Amerika’da kalıcı oturum imkânı veren Green Card edinmek olduğu açıkça dillendirilmese de hissediliyor.

past lives konusu

Filmi zamanlara bolünmüş 3 bölüm halinde—çocukluk, sanal kavuşma ve New York ziyareti—ele alırsak, ismiyle müsemma Past Lives’ın son bölümü geçmiş yaşamları artık içinde geleceğin şekillenmeye hazır yeni yaşamların nüvelerini muhafaza eden bir koza olarak değil, seçimlerle geride bırakılmış hoş hatıralardan ibaret birer nostalji unsuru olarak resmediyor. Bir seyahat bahanesiyle tam 20 yıl aradan sonra Seul’den New York’a Nora’yı görmeye giden Hae Sung’un karşılaştığı manzara da budur. Bu yüzden Nora’ya çaresiz bir kabullenişle, sen benim nazarımda terk eden, giden biriydin, kocan içinse kalmayı seçen kişisin, der. Bu yüzden, aslında bu hikâyede kendisinin yan karakter olduğunu, ortak bir geçmişleri olmadığını, İn-Yun inancına göre asıl kısmetinin 20 yıl sonra buraya gelen çocukluk aşkının olduğunu söyleyen kocası Arthur’a, Nora, soğukkanlı bir rasyonaliteyle, şu an bu hayatı yaşadığını ve olması gerekenin olduğunu söyler. Yine bu yüzden, Nora Hae Sung’a veda ederken, belki de biz zaten hiçbir zaman birbirimizin kısmeti olmadık, der. İn-Yun düşüncesi ağır çekimle un ufak olurken masalın sonunu getiren gerçeklik duygusu filmin karakterleriyle birlikte biz izleyicilere de sirayet etmeye başlar.

past lives filmi

Son yarım saat, dile getirilmeyen beklentiler, keşkeler, hayal kırıklıkları, seçimlerin sonuçlarıyla yüzleşmek, sessiz kabullenişler ve kendi kaderini çizmek gibi meseleler üzerine sabırla düşünmeye sevk eden bir meditasyon gibi, cevabı hiç kimsede olmayan sorularla baş başa bırakıyor bizi. 20 yıl sonunda eşini çocukluk aşkıyla bir araya getiren kadere boyun eğmeye her an razı görünen Arthur’la çocukluk aşkının artık kendisinin kısmeti olmadığına buruk bir şekilde tanıklık eden Hae Sung arasında Nora, bir anti-masal kahramanı gibi, akıp giden zamanın her şeyi silip süpüren ve kendi gerçekliğini dayatan yönünü temsil ediyor. Öyle ki, New York’ta ilk buluştukları andan dönüş uçağına gitmek üzere birlikte taksi bekledikleri ana kadar sessizce dışavurulan Hae Sung ve Nora arasındaki duygusal gerilimin bir şekilde İn-Yun’un yoluna katılarak kıtalar ve zamanlar ötesi bir aşkın fitilini yeniden alevlendirmesini bekliyoruz. Ancak birbirlerinin gözlerinin içine baktıkları en derin sessizlikler bir türlü masum bir öpüşmeyle dahi sonlanmıyor. Bu yanıyla aynı zamanda dramatik bir göç hikayesi Past Lives. Hae Sung her şeyiyle Kore’yi temsil ediyor Nora için. Olanca maskülenliğiyle tam bir Kore erkeği, diyor Nora. Bu sebeple Hae Sung da tıpkı arkasında bıraktığı ülkesi gibi hasret duyulan ama artık geri dönülmesi mümkün olmayan bir gerçeklikte duruyor. Nora, ülkesinden uzakta yaşayan herkes gibi sık sık geriye dönüp bakmanın, geçmiş yaşamlara takılı kalmanın beyhudeliğinin farkında. Tıpkı filmin duygu dünyasını ve olay akışını büyük ölçüde Kore’den Toronto ve New York’a uzanan kişisel hikayesinden ilhamla tasarlayan yönetmen Song gibi. Filmin açılışındaki Nora, çocukluk aşkı ve kocasının bir bar masasında meraklı gözler altında oturdukları sahnenin birebir aynısının yönetmen Song’un başından geçtiğini de burada bir not olarak ekleyelim.

Past Lives, son yıllarda ödül sezonlarına ağırlık koymaya başlayan A24 yapım şirketinin bir filmi. Nitekim bir ilk film olmasına rağmen bu yıl dünya prömiyerini Sundance Film Festivali’nde yaptı ve akabinde Berlin Film Festivali’nde ana yarışmada yarıştı. Celine Song ve filminin önümüzdeki yılın Oscar töreninden bir ödülle dönemese de A24’ün yapacağı bir kampanyayla en azından önemli filmlerle rekabete girebilecek bir seviyede olabileceğini şimdiden öngörmek mümkün.

Puanlama

7.0

7.0
Kullanıcı Oyu: ( 5 oylar ) 9

Burak Yılmaz 1990 yılında Denizli’de doğdu. ODTÜ Sosyoloji bölümünden mezun oldu. İstanbul Şehir Üniversitesi Sosyoloji bölümünde yüksek lisansını tamamladıktan sonra aynı bölümde doktoraya başladı. Deleuze’ün de teşhis ettiği üzere, sinema aracılığıyla kendine bir yer-yurt arama çabası içindedir.

Bir Cevap Yazın