Ana Sayfa Kırmızı Halı ve Festivaller Oscar 90. Oscar Ödül Töreni The Post (2017): Ders Niteliğinde İlk Başkaldırı

The Post (2017): Ders Niteliğinde İlk Başkaldırı

The Post (2017): Ders Niteliğinde İlk Başkaldırı 7.7
0
Steven Spielberg, bilimkurgu türünde Artificial Intelligence, Close Encounters of the Third Kind, Jurassic Park ve Minority Report gibi sinema tarihini etkileyen başyapıtlar vermesine rağmen The BFG (2016)’yi saymazsak 2010 yılından sonra bilimkurgu türünden uzaklaşarak yaşanmış hikayelere ve biyografilere yakınlaştı. Spielberg, ‘Lincoln’ ile eski ABD Başkanı Abraham Lincoln’ün kölelik ile mücadesini işlerken, ‘The Bridge of Spies’ ile soğuk savaş döneminde geçen bir casusluk hikayesini merkezine aldı. Ve bu sene ‘The Post’ ile ABD’nin Vietnam Savaşı’nın haksızlığının kanıtı olan çok gizli belgelerin The Washington Post tarafından halka servis edilmesini konu alıyor.

“Hükümetin bize neyi basıp neyi basmayacağını söylemesi zaten The Washington Post’un yok olduğu anlamına gelir.”

Bu sene birçok ödüle aday olan ve bazılarını kazanan The Post’un başrollerinde Meryl Streep ve Tom Hanks gibi ağır toplar yer alıyor. Amerikan Başkanı Nixon’ın başkanlık koltuğundan eden Watergate Skandalı’ndan yaklaşık 2-3 yıl önce Nixon’u sarsan başka bir olay, bu sefer Pentagon Belgeleri olarak tarihe geçiyor. Başrollerde ise yine Washington Post… Daniel Ellsberg adında bir devlet çalışanı ABD’nin Vietnam Savaşı’nı tüm ayrıntılarının yazılı olduğu belgeleri dışarı çıkartıyor. Vietnam’daki o kadar askerin, politikacıların çıkarları uğruna yok yere ölüyor oluşuna şahit olmak istemiyor. Devletin tek bir kişinin elinde oyuncak olmasına göz yummak istemiyor. Ellsberg bu belgeleri ilk önce The New York Times’a el altından ulaştırıyor. Bir anda kötü düşmanlara sahip olan The Times, devlet tarafından baskı altına alınıyor. Tam bu sırada ise The Washington Post oyuna ortak oluyor. Babasından eşine, eşinden ise kendisine kalan Washington Post’un geleceği için zor bir kararın eşiğine gelen Kay Graham’ın kararı dürüst ve özgür basın için emsal niteliği taşıyor. İdeallerden ve kuruluş amacından sapmamak için bütün gemileri yakan bir gazetecinin hikayesi The Post. Kay Graham’i Meryl Streep canlandırırken ona bu zorlu serüvende genel yayın yönetmeni Ben Bradlee’yi canlandıran Tom Hanks eşlik ediyor. Breaking Bad dizisindeki Saul Goodman ile hayatımıza giren Bob Odenkirk’i ortalama bir performansla da olsa farklı bir rolde görmek sevindirici.
“Basın yönetenlere değil yönetilenlere hizmet için vardır.”

Spielberg’ün elinde iyi oyuncular ve yaşanmış bir başkaldırı hikayesi bulunması işini kolaylaştırıyor. Filmin pozitif yönlerinde bence Spielberg’in katkısı neredeyse yok. Yönettiği unsurlar arasında oyuncular var ama Meryl Streep ve Tom Hanks gibi oyuncular zaten işinin ehli oyuncular. Çok müdahalede bulunduğu düşünmüyorum. The Post klasik bir Spielberg usulü başarı ve mücadele hikayesi. Fakat verdiği mesajdan ötürü günümüz Türkiye’sinin ve dünyasının çok ders çıkarması gerekiyor. Baskılardan ötürü tek tip başlık atan medya, yaratıcılıktan uzak, özgürlükten uzak, ayağında prangalarla nasıl asli görevi olan tarafsız, özgür bilgi paylaşma ve yaymayı gerçekleştirebilir ki.  Amacından ve mesajından ötürü bu yıl ödül törenlerinde The Post bu kadar dikkat çekti.

The Post aynı zamanda dönemin Amerika’sına da betimlemeyi başarıyor. Kay Graham, The Washington Post’un sahibidir. Kadın olduğundan ötürü, diğer erkek yöneticiler onu ciddi almazlar daha doğrusu bir nevi kukla olarak görüyorlar ve tam olarak güvenemiyorlar.

Tüm zamanların en iyi gazetecilik filmlerinden biri olan All the President’s Men’in tanıtımı niteliğinde The Post o dönemlerde neler olduğunu daha basit bir şekilde aktarıyor. All the Presindent’s Men’in öncesine ışık tutuyor. O zamanları daha iyi anlamamızı sağlıyor. The Post son sahnesi ile de All the President’s Men’e çok güzel atıfta bulunuyor. The Post’un başyapıt olabilecekken fazla özenilmediği için iyi bir film olarak kaldığını düşünüyorum. İster istemez kendime soruyorum. The Post’u ya Alan J. Pakula yönetseydi ne olurdu?

Puanlama

7.7

7.7
Kullanıcı Oyu: ( 3 oylar ) 5.8

Hürrem Celil Erdoğan Denizli’de doğup büyüdükten sonra üniversite okumak için aynı zamanda şu anda yaşadığım şehir olan İzmir’e geldim. Ege Üniversitesi Matematik Bölümünü stresli uzun bir yolculuktan sonra bitirdim. Sinemaya olan ilgim ise, sinemanın dertleri unutturan tarafını keşfetmekle oldu ve ben de bu sayede sinemanın büyülü dünyasına kapılanlar tarafına geçtim. Bu büyülü dünyayı somutlaştırmak içinse birdunyafilm.co’yu kurdum.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir