Ana Sayfa Kırmızı Halı ve Festivaller Oscar 90. Oscar Ödül Töreni Three Billboards Outside Ebbing, Missouri (2017): Çarpıcı Bir Adalet Arayışı

Three Billboards Outside Ebbing, Missouri (2017): Çarpıcı Bir Adalet Arayışı

Three Billboards Outside Ebbing, Missouri (2017): Çarpıcı Bir Adalet Arayışı 9.0
3
Martin McDonagh’ın 3. uzun metraj filmi Three Billboards Outside Ebbing, Missouri, yılın en iyi filmi ve en özgün işlerinden biri. Film, tecavüz edilerek öldürülen kızının katilini bulmak için uğraş veren, kızının katilini aylardır bulamayan, yerel yönetimlerle adeta psikolojik savaşın içine giren bir anneyi konu alıyor. Oyuncu kadrosunda Frances McDormand, Woody Harrelson ve Sam Rockwell gibi önemli yıldızların bulunduğu yapım, Türkiye’de ilk kez Filmekimi organizasyonu aracılığıyla sinemaseverlerle buluşmuştu. Filmin asıl vizyon tarihi ise 2 Şubat.

Yönetmen McDonagh’ın Oscar kazanan kısa filmi Six Shooter (2004) da dahil olmak üzere tüm filmlerini zevkle izleyen, hayal gücüne hayran olan bir izleyiciyim. Aslında kendisinin absürt trajedi diye tanımlayabileceğim, ilginç bir türün önemli bir temsilcisi olduğu söylenebilir. Özellikle ilk uzun metrajı In Bruges (2008) ile herkesin beğenisini kazanan McDonagh, Seven Psychopaths (2012) ile istediği karşılığı alamamıştı. 5 yıl aradan sonra 3. filmini vizyona sokan yönetmen, kariyerinin zirvesini yaşıyor.

Gerçekten her zaman yerel yönetimler arkamızı kollarlar mı? Yanlış yaptıkları veya yapamadıkları şeyleri gün yüzüne çıkarmak mümkün mü? Nasıl bir motivasyon bizi onlara karşı savaşmak için ateşler? Frances McDormand’ın canlandırdığı Mildred karakteri, kızını tecavüz ederek öldüren katilin aylardır bulunamaması üzerine ilginç bir fikirle tüm ülkeyi odağı haline getirir. Pek de işlek olmayan bir yolun kenarında bulunan 3 reklam panosunu kiralar ve ‘’Kızım tecavüz edilerek öldürüldü ve hala yakalanan yok? Bu nasıl olur, şerif Willoughby?” benzeri bir soru yazar. Amaç çok basit aslında; şerif ve ekibini baskı altına almaya çalışmak. Öyle de olur ve yerel polis organizasyonuna karşı bir psikolojik savaş başlar.


McDonagh’ın bu filmi önceki filmlerine göre daha Amerikanvari bir mizah anlayışına sahip. Filmde ‘’flashback’’lerle Mildred’ın kızını tanıdığımız, ölümden önce ailenin nasıl bir hayat sürdüğünü gördüğümüz sahneler de var. Tüm bu sahneler ile günümüzde geçen sahneler arası duygusallık açısından oldukça keskin geçişler mevcut. Kahkaha attığınız sahnenin sonrasında bir anda buz kesilebiliyorsunuz ve bunu yapabilmek her yönetmenin harcı değil kanımca. Filmin başrolü McDormand gibi gözükse de aslında yıldızı Sam Rockwell. Bu adamı çözebilmek mümkün değil! İyi veya kötü oyuncu diye direkt bir etiket yapıştırmak da keza öyle çünkü ne yaptığını anlamadığım Iron Man 2 filmindeki Justin Hammer rolünü de bu adam canlandırdı. Bu senenin en iyi yardımcı oyunculuğuna da 3 Billboards Outside Ebbing, Missouri filmiyle bu adam imza attı. İnanılmaz orijinallikte bir karakter yorumu. Öyle bir yorum ki, yer aldığı sahnelerde Frances McDormand, Woody Harrelson gibi harika oyunculardan rol çalan, odağı kendine çevirten bir yorum. Özellikle bir baskın sahnesi var ki, harika bir kamera açısıyla birlikte seyir zevki yüksek bir sahne. Karakterin kişisel özellikleri de oldukça ilginç. Kızgın, şiddet yanlısı, ırkçı ve aynı zamanda ana kuzusu. Aslında bu karakterle çok net bir şekilde ‘’Kendin ol!’’ mesajı ve ‘’Erkek dediğin şöyle yapar, budur’’ gibi sığ kalıpların ötesine geçilmesi gerektiği vurgulanıyor. (Devamı spoiler) Çünkü zaman ilerledikçe başta herkesin çekindiği şiddet yanlısı Dixon, aslında böyle bir insan olmadığını gösteriyor. Özellikle işten atıldıktan sonra aklı belki de başına geliyor. Yandığı sahneden sonra baskın sahnesinde hastanelik ettiği adamla aynı odada kalması onu iyice duygusallaştırıyor ve resmen ona özünü hatırlatıyor.

Biraz da filmin içeriği hakkında konuşmak isterim. Buradan sonraki kısım spoiler içerecek. Filmde dediğim gibi aylardır bulunamayan bir katil var. Böylesi küçük bir yerde işlenen bir cinayetin katili nasıl hala bulunamaz? Filmin ilk yarısında aslında bir kamu yönetimi sorunu olduğunu anlıyoruz ama McDonagh bizi bunun iş ahlakı eksikliği sonucunda ortaya çıkan bir üşengeçlik problemi olduğuna ikna etmeye çalışıyor. Film ilerledikçe aslında şerifin, bu katilin bulunamamasından duyduğu pişmanlığı hissediyoruz. Kendisi intihar ettikten sonraysa işler daha da sarpa sarıyor. Midred’ın psikolojisinin iyice bozulduğu, Rockwell’ın hayat verdiği Dixon karakterinin işten atıldığı dönemlerle karşılıyoruz. Sonra farkına varılıyor ki tüm bu sancılı süreçte polis de katilin yakalanması için istekliymiş. Peki o zaman sorun ne? Nasıl olur da gerçekten hala bulunamaz bir katil? Filmin finalinde de görüldüğü üzeri kamu yönetiminin bir diğer önemli problemi adam kayırmanın eleştirisi karşımıza çıkıyor. Dixon bir gece barda takılırken arkasında oturan adamların konuşmasına şahit oluyor. Birisi geçenlerde tecavüz ettiği bir kızdan ve olaydan zevkle bahsediyor. Bunun o adam olacağından şüphelenen Dixon akıllı bir hamleyle sarhoş numarası yaparak onunla kavga ediyor. Asıl amacının bu kavga sırasında DNA testinde geçerli olabilecek bir örnek koparabilmek olduğunu anlıyoruz. Yüzünden kopardığı deri ile oradan ayrılıyor. Test sonucunda katilin orduya mensup biri olduğu ortaya çıkıyor. Dixon üstüne gidiyor ve olanları anlatıyor. Üstü ona o adamın o dönem içerisinde ülkeye giriş bile yapmadığı yalanını söylüyor. Böylelikle olayın üstü kanıtlara rağmen çok kolay bir şekilde, tek bir kişinin ağzından çıkan bir sözle kapatılıyor. Sırf orduda önemli bir komutanın ekibinde çalışan bir asker olduğu için o insanlık dışı eylem yokmuş gibi davranılmaya devam ediliyor.

Film tabii sadece dramatik tarafıyla değil, aynı zamanda komik taraflarıyla da göz dolduruyor. Peter Dinklage, canlandırdığı James karakterinin olduğu sahneler oldukça keyifliydi. Bu filmle Martin McDonagh’ın cüce karakterlere olan zaafı ortaya çıkıyor aslında. Hatırlarsanız kendisi In Bruges filminde yine bir cüce oyuncu ile absürt sahneler ağırlıklı bir çalışma gerçekleştirmişti. Film gerçekten her açıdan kusursuza yakın diyebilirim. Harika bir senaryo ve yönetim olduğu açık. Filmi izledikten sonra oyuncu seçimlerinin ne kadar doğru olduğunu görüyorsunuz. Ayrıca filmde kullanılan müzikler de harika. Salondan çıktığımda ilk işim bu müzikleri aramak olmuştu. O zamanlar bulamamıştım ama belki şimdilerde yayınlamış olabilir. Three Billboards Outisde Ebbing, Missouri senenin en komik, en dramatik, en özgün ve en komple işi.

Puanlama

9.0

9.0
Kullanıcı Oyu: ( 7 oylar ) 7.3

Anıl Meydan 14 Aralık 1996'da doğdum. Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi okuyorum. Sinema hayatımda önemli bir yer kaplıyor. Insanların sinemayla ilgilenmelerini sağlamak ve filmler hakkında izleyiciye bilgi vermek en büyük gayelerimden biri.

Yorum(3)

  1. Geri bildirim: birdunyafilm.co

Bir Cevap Yazın