Ana Sayfa Netflix Kalifat (2020): İsveç ve Rakka Arasındaki Daralan Mesafeye İçeriden Bir Bakış

Kalifat (2020): İsveç ve Rakka Arasındaki Daralan Mesafeye İçeriden Bir Bakış

Kalifat (2020): İsveç ve Rakka Arasındaki Daralan Mesafeye İçeriden Bir Bakış
0
Netflix’te yayınlanan İsveç yapımı Kalifat dizisi, 2014’ten beri Suriye ve Irak merkezli olmak üzere Türkiye’de ve bazı Avrupa ülkelerinde etkin hâle gelerek terör saldırıları organize eden selefi cihatçı terör örgütü İslam Devleti’nin (IŞİD veya İD), merkez olarak kabul ettiği Rakka’dan İsveç’e ihraç etmeye çalıştığı bir dizi terör eyleminin İsveç istihbaratınca engellenmeye çalışıldığı kurgusal bir hikâyeye dayanıyor. Fakat terör eylemlerini konu edinen diğer kurgusal yapımların başvurduğu erkek saldırganlara karşı erkek devlet kahramanları formülü burada pek geçerli değil. Kalifat, eş zamanlı mercek tuttuğu Rakka ve İsveç’te, hem kahraman hem de kurban rolünde kadınların öne çıktığı bir hikâyenin peşinden gidiyor. Sözünü ettiğim bilinçli bir kadın bakışı sunma tercihi değil; aksine, dizinin yaratıcısı Wilhelm Behrman verdiği bir röportajda terörizm bağlamında kadınların hikâyesini anlatmanın izleyicinin diziyle daha rahat bir duygusal bağ kurmasını sağlayabileceğini düşündüğünü ifade ediyor.

Eşinin peşinden, İsveç’ten İslam Devleti’nin hüküm sürdüğü Rakka’ya giderek ‘hilafet’e katılan Türk asıllı Pervin’in zaman içinde deneyimleyerek korkuyla yaşadığı pişmanlığı ve evim dediği İsveç’e geri dönüş yolları arayışı Kalifat dizisinin merkezinde duruyor. Pervin’in eve dönüş umudunu bir arkadaşının gizlice verdiği cep telefonundan İsveç polisinde çalışan Fatima’yla, ya da Pervin’in bildiği adıyla Eva’yla, eşinden gizli yaptığı telefon görüşmeleri ayakta tutuyor. Pervin’in İsveç’te gerçekleştirilmesi planlanan terör saldırısı hakkında verdiği bir istihbarat ise hattın diğer ucundaki Fatima için, çalıştığı güvenlik servisinde kendini ispat etmek için bir fırsata dönüşecektir. Böylelikle, aralarındaki ilişki, Rakka’dan İsveç’e getirme vaadi karşılığında Fatima’nın Pervin’den her defasında daha fazla bilgi talep ettiği bir istihbarat ilişkisi noktasına evrilir. Dizinin ana aksında biri İsveç’te biri Rakka’da iki güçlü kadının, Fatima ve Pervin’in, ortaklaşan çıkarlarıyla mecazen kesişen yollarını gerçek anlamıyla İsveç’te buluşturma çabaları yer alır. Pervin kısılı kaldığı evin içinde günlerini bebeğiyle ilgilenerek ve eşi Husam’ın dahil olduğu cihatçı birliğin İsveç’te organize etmeye çalıştığı terör saldırısı planına dair veri toplamaya çalışarak geçirir. Pervin, İsveç’te yeni bir hayat kurma ümidiyle Fatima’nın telefondan yaptığı yönlendirmeleri tereddüt etmeden yerine getirmeye çalışacak kadar cesaretlidir, şeriat hükümlerine teslim olmuş eşi Husam’dan korksa da onun kırılganlıklarının farkına varıp karşısına dikilebilecek kadar da güçlü bir karakterdir.


Diğer yanda Husam, saldırı hazırlıklarını Pervin’den bile saklayarak kendini ‘hilafet’e adamış gibi gözükür, ancak ahlaki ve vicdani ikilemi kendini çok geçmeden ele verir. Daha ilk bölümden, yaptığı infazların vicdani yüküyle hesaplaşamayan, kabuslardan uyanıp gözyaşı döken ‘kararsız’ bir terörist profili çizer. Husam, Rakka’yı vuran drone saldırılarından korktuğunu gizlemez, çeşitli bahaneler öne sürerek üyesi olduğu birliğindekileri savaşamayacağına ikna etmeye çalışır. Aynı kararsızlık Pervin’le olan ilişkisinde de kendini gösterir, hem Pervin’i çok seviyordur hem de alımlı bir kadın olan Pervin’in kendisini aldatmış olabileceği ihtimaline yaslanarak eşinin haram tarafa geçtiği bir tür inanç histerileri geçirmektedir. Husam’ın radikalizmin gölgesinde gizlenen kafa karışıklığı, dizinin polisiye-gerilim unsurlarıyla birlikte üzerinde durduğu diğer sacayaklarından biri. Çünkü hikâyenin İsveç tarafında da Husam ve Pervin’in yolunu çok daha önceden Rakka’ya düşüren o kararlıymış gibi görünen kararsızlıklar anlatılıyor.

İslam Devleti’yle bağlantısı olan karakterler içerisinden yönetmenin hikâyenin merkezine taşıdığı kişilerin hepsi bir arayışın kurbanı olarak resmediliyor. Rakka’daki Husam, Pervin ve İsveç vatandaşı göçmen ailelerin İslam Devleti’ne katılma hayali kuran henüz lise çağındaki çocukları Sulle, Kerima ve Sulle’nin küçük kardeşi Lisha; hepsi de sondan geriye bakıldığında bir arayış anında kapıldıkları manipülasyon sonucunda verdikleri kararların ağırlığı altında ezilmiş karakterler. Bir tek istisna dışında: Sulle’nin Filistin mücadelesine verdiği desteği ve İsveç’teki göçmenlere yönelik sistematik ayrımcılığa karşı tepkisini örgütlenme için bir fırsata çevirerek dijital propaganda araçlarıyla Sulle’nin ilgisini İslam Devleti’ne doğru çekmeyi başaran Ibbe. Öğretmen asistanlığı yaparak okulda kazandığı saygın konumuyla terör örgütü üyeliğini kamufle etmeyi başaran ve Rakka’dan yürütülen terör faaliyetinin, ‘misafir’ kod adıyla bilinen İsveç’teki en önemli ayağı. Ibbe, Kalifat dizisinin İsveç’ten ‘hilafet’e katılımlar konusunda kendisini karşısında konumlandırdığı politik tavrın, yani cihatçı terör örgütünün Müslüman göçmenlerin kimlik bunalımlarını radikalizmin cazibesiyle istismar etmesinin, vücut bulmuş hâli olarak karşımıza çıkıyor. Dizi, İslami fundamentalizm konusunda yargılayıcı bir noktada durmuyor. Tam tersine, içine doğdukları kültürleri daha kolay esneterek İsveç toplumunun değerlerini benimsemekte zorluk çekmeyen ebeveynlerinin aksine, onların genç yaştaki çocuklarının İsveç’te deneyimlediği kültürel karşılaşmaların bir tür kimlik çatışmasına dönüşebileceğini ve bu çatışmanın fundamentalist örgütler tarafından rahatlıkla yutulabileceğini; yine benzer şekilde, ailelerindeki sorunlar ve sosyal yaşantılarındaki düzensizlikler sebebiyle gençlerin ideolojik ve dinî manipülasyona ve sosyal medya propagandalarıyla kandırılmaya açık hâle gelebileceğini gösteren sosyolojik ve psikolojik bir perspektif sunuyor. Nitekim dizinin hem yaratıcısı hem de Nicklas Rockstöm ile birlikte iki senaristinden biri olan Behrman, dizi fikrinin, ailelerinden kaçan 3 İngiliz kız çocuğunun IŞİD’e katılmak üzere yola çıktıklarını gösteren bir fotoğrafı haberlerde gördükten sonra oluşmaya başladığını söylüyor.


Belki de Batı-merkezcilik tartışmalarından uzak durmak için olsa gerek, istihbarat servisinin başındaki Nadir’den, aynı servisten atılarak mücadelesini tek başına sürdürmeye çalışan istihbarat ajanı Fatima’ya kadar dizinin ana karakterlerinin tamamına yakını göçmen İsveç vatandaşları rolünde yer alıyor. Kalifat dizisi, ne İsveç toplumu değerlerini yücelterek ne de eleştirerek, tamamen güvenli sularda seyrediyor. İlk bölümde başlayan gerilimi son bölüme kadar vitesin arttığı bir ivmede sürdürerek hedeflediği şeyin fazlasını sunuyor izleyicisine. Bunda çok iyi kotarılmış senaryo kurgusunun ve iyi yazılmış karakterlerin önemi oldukça fazla. Burada Pervin rolündeki Türk asıllı İsveç vatandaşı Gizem Erdoğan’ın oyunculuğuna ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Dizinin başrol yükünü üstlenerek sade ama etkileyici performansıyla, Pervin’in en çaresiz anlarında bile güçlü olduğunu belli eden o ruh durumunu sadece bakışlarıyla bile yansıtmayı başarıyor. Şimdiye dek kendisinden haberdar olmasak da Kalifat’ın başarısıyla birlikte Gizem Erdoğan da gelecekte adından söz ettirecek gibi duruyor. 

Şimdilik sadece 8 bölümden oluşan ilk sezonu yayınlanmış olan Kalifat dizisinin 2. sezonunun çekilip çekilmeyeceği bilinmese de devam sezonunun 2022’ye doğru geleceği söylentiler arasında. Kalifat, her geçen bölüm artan temposu ve sezon finalinde doruğa çıkan gerilimiyle Netflix dizileri arasında kaybolanlar için alternatif ve taze bir çıkış sunuyor. 
Burak Yılmaz 1990 yılında Denizli’de doğdu. ODTÜ Sosyoloji bölümünden mezun oldu. İstanbul Şehir Üniversitesi Sosyoloji bölümünde yüksek lisansını tamamladıktan sonra aynı bölümde doktoraya başladı. Deleuze’ün de teşhis ettiği üzere, sinema aracılığıyla kendine bir yer-yurt arama çabası içindedir.

Bir Cevap Yazın