Ana Sayfa Eleştiriler Karanlık Gece (2022): Arkaik Bir Arayış

Karanlık Gece (2022): Arkaik Bir Arayış

Karanlık Gece (2022): Arkaik Bir Arayış 6.5
0

Karanlık Gece, 2015’den bu yana yeni film yapmayan Özcan Alper’in bu yılki iki filminden biri. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden En İyi Film ödülüyle dönen Karanlık Gece, Ankara’da da Jüri Özel Ödülünü aldı. Karanlık Gece, Türkiye’deki linç kültürü meselesi üzerinden temelleniyor, 7 yıl önce bir gece yaşananlardan dolayı kasabayı terk eden İshak’ın aldığı telefonla annesinin ölmek üzere olduğunu duyup motosikletiyle kasabaya dönüşü ise hikayenin başlangıcı oluyor.

7 yıl önce genç orman mühendisi Ali’nin kasabaya atanışı ve bunun üzerinden yaşanan olaylarla Türkiye’deki linç kültürü ve bunu tetikleyen dinamikler bu Toros kasabası üzerinden anlatılıyor. Ali’nin ölümüyle sonuçlanan geceye dönmeden önce film boyunca İshak’ın arayışına ve geçmişe odaklanıyoruz. Kurgu 7 yıl öncesiyle günümüz arasında sürekli gidip geliyor, Özcan Alper her bir karakterle bir Türkiye toplumu çözümlemesi yapıyor. Bu yeni bir şey değil bir sürü de örneği var zaten teker teker her birini saymaya gerek yok ama filmin en zayıf noktası da burada. Film senaryo, yönetmenlik ve oyunculuklar esasında Özcan Alper’in Sonbahar’la birlikte en iyi filmi ama dönüp dolaşıp anlatacağımız hikaye bu mu olacak? Bir film tabii ki politik olabilir ki bazan olması da gerekir ama herhalde bunu nasıl yaptığımız çok önem taşıyor. Önümüzde yeni bir anlatı yok, geçmişteki örneklerinin yapmadığı neredeyse hiçbir şey yok. Aynı kopya yapılar üzerinden anlatılan farklı hikayeler ne kadar farklılık yaratabilir?

Ayrıca İlginizi Çekebilir: Kız Kardeşler (2019): Bir Taşra Masalı

karanlık gece konusu
Burada bir fark İshak karakteri, belli ki üzerine çok çalışılmış ama onun da temsil ettiği bir şey var, küçük topluluklardaki iyi ama harekete geçemeyen karakter… Burada da İshak’ın 7 yıllık bu vicdan azabı üzerinden Don Kişotvari çabasını bütün yel değirmenlerine karşı tek başına savaşmasını görüyoruz ama bu da hikayenin arkaikliğinin sadece bir başka bölümü. Suçu işleyenlerin en sıradanından en yüksek rütbeli kişisine aradaki bağın çözülmeden İshak’ın karşısında durması ve filmin bittiği yer, şu mesaja dönüşüyor geç kalan bir adalet, adalet midir? Alper’in önümüze diğer hikayelerden farklı olarak, total bir yenilgi koyması… İshak, Ali kasabaya geldiğinde onla arkadaş olan tek kişi, hatta onunla dağlarda gezip şarkılar söylediği için kasabanın diğer gençleri tarafından dalga bile geçiliyor ama eski sevgilisi Sultan’la Ali’nin ilişkisini duyunca o da kasabanın namusu olabiliyor ve her şeye bir şekilde geç kalıyor. Ben Özcan Alper’in ne yapmaya çalıştığını anlıyorum bu sözde Anadolu irfanına, onun milliyetçiliğine, ırkçılığına ve muhafazakarlığına dair artık neredeyse hepimizin sahip olduğu tahammülsüzlüğe sahip. Filmin çıkış fikrini gerçekten anlıyorum ama bana kalırsa son yıllarda bunu en iyi uygulayan yönetmenlerden biri Radu Jude’un son iki filmine bakarsak, bu meseleyi artık bu arkaik formlarla ilerletemeyeceğimizi de görmüş oluruz. Ortada bir öfke ve karamsarlık var, bu yüzden de ağzımıza geleni saymak istiyoruz anlıyorum ama bunu birçok değişik formda yapabiliriz bunu görmek de gerekiyor. Hikaye devam ediyor, İshak o gece olan herkesle yüzleşiyor, köpeği öldürülüyor bütün obruklara inip Ali’yi bulmaya çalışıyor. Bizim ölülerimizi aradığımız ve hiçbir şey bulamadığımız gibi o da hiçbir şey bulamıyor. Ali’nin dağlardaki kapanları toplarken karşılaştığı köylülere, kanun var yapamazsınız deyişi gibi… Olmayan bir şeyi aramak, bu ülkenin hastalığı galiba. Biraz da bu yüzden film hakkında yazmak biraz zor çünkü benim de yeni olmayan bir şeye dair yeni bir şey söylemem zor… Bu hastalığa ben de tutulmak istemem, bu yüzden daha çok fikirle ilgileniyorum, öfkeyle ilgileniyorum ve bunun nasıl ifade edildiğiyle. Ve bu derece potansiyelin heba edilişine de çok üzülüyorum.
karanlık gece 2022

Diğer taraflara bakarsak Berkay Ateş’in inanılmaz bir performansı var, son yıllarda git gide daha iyi oluyor ve bu filmde de harikaydı. Sibel Kekilli’yi küçük bir rolde bile olsa ülkemiz sinemasında tekrar görmek yine çok iyi hissettirdi. Bu yüzden hiçbir festivalde Berkay Ateş’e bir ödül verilmemiş olması bana garip geliyor, tabii ki henüz Kurak Günler’i izlemedim oraya da baktıktan sonra tam anlamıyla yorum yapabilirim gibi duruyor bu konuda. Tekrar filme dönersek ülkemizin insanının genel aşağılık kompleksine dair ve geleneklerine, muhafazakarlığına ve milliyetçiliğine dair eleştiride bulunan bir sürü film çekildi son yıllarda içlerinden çok az iyi ve özgün iş var. Karanlık Gece asıl meselesi olan bu saydığım niteliklerde özgün değil ve ortaya yeni bir şey koymuyor ama genel çerçevede bakarsak ortalamanın üstünden iyi bir film, bu seneki Türkiye yapımı filmler arasında en iyi filmlerden biri. Üzüldüğüm nokta potansiyeli çok daha yüksek olan bir film hatta düşünülünce iyi bir noir bile olabilirmiş ama seçtiği yol ve bunu yapış şekli arkaik. Gelecek yıllarda geriye dönüp baktığımızda Karanlık Gece yeniyi, özgünü bulmak ve bu ülkenin insanlarına gerçeği anlatma yolunda ne olursa olsun köşede bir yerde duracak ama bunun daha iyi ve daha farklı yolları olduğunu bilmek de gerekli bana kalırsa, diğer türlü farklı hikayelerle aynı şeyleri arayıp durmaya devam edeceğiz. Özcan Alper umutlu bir son istemiyor ki bu hiç problem değil amma velakin bu son bile bizi aynı yere çıkarıyorsa umutlu umutsuz fark etmiyor yine aynı noktaya dönüyoruz. Bu yüzden filmlerin habitatını sosyolojik bir kümeye dönüştürmeye gerek yok içinde olan varsa çıkacaktır ve tersine çevirmeden, politikayı ve politikliği farklı bir  yerden kavramadığımız sürece eser bütününde ne diğerlerinden ayrışacak ne de çok iyi bir film olacaktır… Sonbahar gibi bir filmin yönetmeninden de bunu beklemeliyiz.

Puanlama

6.5

6.5
Kullanıcı Oyu: ( 0 oy ) 0

Anıl Boydağ Sosyal Antropoloji mezunuyum ve her gün sinemayla yeni bir dünya inşaa ediyor veya bu dünyadan uzaklaşıyorum. Yazarken ise bunların kompleks bir halini ortaya çıkarmaya çalışıyorum izlemeye olan tutkumla.

Bir Cevap Yazın