Ana Sayfa Eleştiriler The Greatest Showman (2017): Eğlenceli Ama Yüzeysel

The Greatest Showman (2017): Eğlenceli Ama Yüzeysel

The Greatest Showman (2017): Eğlenceli Ama Yüzeysel 5.5
0
Hugh Jackman’ın 2009’dan beri hayata geçirmeye çalıştığı, P. T. Barnum’un hayatından uyarlama rüya projesi The Greatest Showman 8 yılın ardından çekilebildi ve gösterime girdi. Yönetmeni Michael Gracey’nin ilk uzun metrajı olup, kadrosunda Jackman’ın yanı sıra Michelle Williams, Zac Efron ve Zendaya gibi isimlerin rol aldığı film sezonun başında  “Bu senenin La La Land’i olur mu, Jackman’a Oscar getirebilir mi?” gibi beklentilerle geldi ancak ne gişede, ne eleştirmenlerin gözünde ne de ödül sezonunda beklediğini bulabildi.

Filmden önce P. T. Barnum’un kim olduğunu az da olsa bilmek gerekse de filmden alacağınız zevki azaltabilir de. Çünkü P. T. Barnum’un gerçekte olduğu gibi değil idealize edilmiş şekilde yansıtılmış olması benim açımdan büyük bir eksi. Tamam çekilen bir belgesel değil ve hiçbir kurmaca film 100% gerçeği yansıtmaz ama hikâyeyi romantikleştirme uğruna gerçekleri bu kadar saptırmak ve Barnum gibi bir adamı kahramanlaştırmak, eşine sadık, çalışanları tarafından çok sevilen bir aile babası olarak gösterip kahramanlaştırmak kabul edilemez.

 

Filmin en zayıf tarafı şüphesiz senaryo. Olay örgüsü oldukça klişe, tahmin edilebilir ve demode; karakterlerin büyük bir çoğunluğu ise tek boyutlu ve stereotipik. Vermeye çalıştığı mesaj da toplumun ötekileriyle empati kurmak ve kucaklamak üzerine olsa da, P. T. Barnum’un gerçekte yaptığının ötesine geçemiyor. Sadece Jackman, Williams, Efron yani normal(!) insanları daha fazla tanıma şansına sahip olduğumuz filmde, toplumun “ucubeleri” bu filmde de ancak bir dekor olarak kendilerine yer bulabiliyor. Bir tek Zendaya’nın hayat verdiği Anne karakterini  biraz daha derinlemesine tanıyoruz ama o da daha çok Efron ile ilişkisi üstünden tanımlanıyor. Bu insanlar kimdir, geçmişleri hayalleri var mıdır; birkaç saniyelik 3-5 sekans haricinde bilemiyoruz. Bu da filmin vermeye çalıştığı ötekileştirmeme mesajının içini boşaltıp havada kalmasına sebep oluyor. Başta Jackman olmak üzere filmde emeği geçen kişilerin niyetinin iyi olduğuna eminim ancak Barnum’un gerçek hayatta insanları ticari bir meta olarak görüp onları sömüren, ırkçı ve hayvanlara eziyet etmekten çekinmeyen ve tabii yalancı bir karakter olduğu açık. Bir de akıllara zarar bir eleştirmen tipi var; tip diyorum çünkü o da bir karakter olmaktan uzak. Eğlenmeyi, keyif almayı bilmeyen, züppe, mutsuz. Sanki yönetmen gelecek kötü yorumları tahmin edip, beğenmeyecek eleştirmenlere peşinen hakaret ediyor ama niyet okumasak bile; kötü yazılmış bir karakter.

Ek bir bilgi olarak Barnum’un kurduğu sirk filmin vizyona girdiği 2017 yılının başına kadar faaliyet gösteriyordu ancak senenin başlarında kapandı. Defalarca hayvan hakları savunucuları tarafından protesto edilen sirk birkaç yıl öncesine kadar hayvan kullanmaya da devam ediyordu. Filmde bu hayvanlarla ilgili en ufak bir eleştiri olmadığı, hatta eziyet gören bu hayvanların sirkte olmasının normalleştirildiği de bir gerçek. Filmde elbette CGI şeklinde gösterilen hayvanlar oldukça yapay dursa da en azından sirkin kendisi gibi gerçek hayvan kullanılmasından iyidir diyerek bunu görmezlikten gelebiliriz.


Ama tüm bu etik sorunlara rağmen itiraf etmeliyim ki filmi izlerken oldukça eğlendim, duygulandım. Bir müzikalin en önemli etmeni herhalde müzikleridir ve onlar iyi olduğu sürece tüm senaryo sorunlarına rağmen eğlendirebilir. The Greatest Showman’in de en güçlü tarafı ve filmin kurtarıcısı Benj Pasek ve Justin Paul (La La Land) imzalı müzikleri. Altın Küre’yi kucaklayan “This is Me”, dinlemeye doyamadığım “Never Enough” ve  kişisel favorim “The Greatest Show” başta olmak üzere unutulmayacak şarkılara imza atıyor. Daha filmin ve Jackman’ın ilk repliği “Ladies and gents this is the moment you’ve waited for” ile birlikte temposu yüksek ve keyifli bir iki saat vadediyor ve bu vaadini de büyük ölçüde yerine getiriyor. Oyunculuklara gelince, Jackman ve Efron müzikal için biçilmiş kaftan olduklarını daha önce de defalarca kanıtlamışlardı zaten, burada da sevenlerini yanıltmıyorlar. Bunun yanında Williams, Ferguson,  Zendaya, Keala Settle ve Sam Humphrey de ellerindeki malzeme çok güçlü olmasa da hakkıyla oynuyorlar.

Sonuç olarak, özellikle büyük bir Jackman hayranı olarak, izlerken bolca eğlendim ancak üstünde düşündükçe etik problemleri öne geçti. Ayrıca yapmak istediği ve yaptığı birbiriyle bu kadar çelişen başka bir film izlediğimi de hatırlamıyorum. Logan ile birlikle uzun süredir gerçekleştirmek istediği iki filmi de 2017’de arada çıkaran ve Wolverine’den emekli olan Hugh Jackman için kariyerinde yeni bir sayfa açmak için çok uygun bir zaman; umarım iyi değerlendirir.

Puanlama

5.5

5.5
Kullanıcı Oyu: ( 0 oy ) 0

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir