Ana Sayfa Eleştiriler Jackie Brown (1997): Para Avcıları

Jackie Brown (1997): Para Avcıları

Jackie Brown (1997): Para Avcıları 6.0
0
Quentin Tarantino, video kaset dükkanında çalışırken izlediği filmler ile kendini geliştirmiş ve yetiştirmiştir. Sinema dünyasının en deli yönetmeni, video kaset (VHS) döneminin en önemli sinefili, 90’lı yıllara damgasını vurmuş kült filmlere imza atarken benzer temalar arasında dolaşmıştır. Bizleri suçluların, psikopatların, madde bağımlıların dünyasına sokarken beyaz perdeden silahları, şiddeti, kanı eksik etmemiştir ve bu yöntemle kendisine epey sayıda takipçi kazandırmıştır. B-tipi filmleri art house sinema ile buluşturarak, Cannes Film Festivali gibi önemli bir festivalde Altın Palmiye kazanmıştır. Birçoklarınca başyapıtı sayılan Pulp Fiction (1994) ile henüz 2. uzun metrajında zirveyi görmeyi başarmıştır.

Elmore Leonard‘ın Rum Punch (1992) isimli romanından uyarlanan film, bir havayolu şirketinde hostes olarak görev yapan orta yaşlı, Afro-Amerikan kökenli bir kadının hayatının bir bölümüne odaklanıyor. Jackie Brown isimli bu kadın, maaşı yetmediği için aynı zamanda silah tüccarı olan Ordell Robbie’nin para aktarımını da yasa dışı yollarla yürütmektedir. Ordell’in hapisten eski arkadaşı Louis Gara ise hapisten yeni çıkmıştır. Ordell’in Meksika’dan gelecek 500 bin dolarının polislerin eline geçmeden kurtarılması için bu üçlünün ve başkalarının yer aldığı bir  plan yaparlar ve planın en kilit görevi Jackie’nindir.


Erkeklerin çoğunlukta olduğu suç-adalet dünyasında, tek başına bir kadın, hayatta kalma savaşı verirken hayallerini gerçekleştirmenin de yollarını arıyor. İnce, kurnaz zekasıyla hem suçlularla hem polislerle başa çıkmayı başarıyor. Kendisine yardımcı olan kefalet memuru Max ile aralarında gelişen romantizm filmin temposunu düşüren en önemli etken olarak filmin eksi hanesine yazılıyor. Filmin tempo olarak düşük kalmasının bir başka sebebi de 2 buçuk saatlik uzun süresi. 

Tarantino filmlerinden alıştığımız bir yere varmayan geyik muhabbetler filmin eksiği olarak söylenebilir. Epilogda, Ordell ve Louis arasında TV başında geçen konuşma hariç filmin mizahının yetersiz olması, belki de Tarantino filmografisinin Death Proof (2007) ile birlikte en az bilineni olmasının birinci sebebidir. Filmin en şaşırtıcı ve en çok güldüren, filmin yönetmeninin ismini hatırlatan kısmı, Louis ile Ordell’in sevgilisi Melanie arasında plan sırasında ortaya çıkan anlaşmazlıklar ve diyaloglarda ortaya çıkıyor. Yine yönetmenin özgün yanlarından biri olan kurgu oyunları, öykü akışı sırasının bozulup farklı karakterler açısından tekrarlanması, bu filmde de tekrarlanıyor. Fakat hafızada etkileyici bir anlatım kalmıyor.


‘Blaxploitation’ denilen siyah sömürü sinemasına özenen Tarantino, başrolü de yine bu janra sahip 1974 yapımı Foxy Brown filminin başrolü olan Pam Grier‘a teslim ediyor. Grier, sakin oyunculuğu ile filmi kotarsa da filmi daha yukarılara çıkaracak çabayı gösteremiyor. Samuel L. Jackson, her zaman kendisinden alışkın olduğumuz keyifli performanslarından birini sunarak filmin izlenebilirliğini arttırıyor. Robert De Niro, alışkın olmadığımız bir rolde olmasına rağmen isminin hakkını veriyor. Bridget Fonda Melanie rolünde, Robert Forster kefalet memuru rolünde, Michael Keaton ise genç dedektif rolünde iyi iş çıkarıyorlar.

Bir sinema kültüne dönüşen bir başka filmi Kill Bill: Vol. 1 (2003) öncesi çektiği film, her ne kadar yönetmen anıldığında ilk akla gelecek filmlerinden olmasa da yönetmenin sıkı takipçileri tarafından atlanmaması gereken ortalama üstü bir suç filmi olarak izlenilmeyi hak ediyor.

Puanlama

6.0

6.0
Kullanıcı Oyu: ( 0 oy ) 0

Tuncay Uravelli 91 doğumlu. Pamukkale Üniversitesi Gıda Mühendisliği bölümü mezunu. ESOGÜ Tarımsal Biyoteknoloji bölümünde yüksek lisans yapıyor. Lise döneminde izlediği Fight Club'ın dövüş filmi olmadığını anladıktan sonra sinemaya ilgisi tutkuya dönüştü. Bu tutku üniversitede edebiyata yönelse de film bitip jenerik aktığında sinemasız yapamayacağını her seferinde yeniden idrak ediyor.

Bir Cevap Yazın