Ana Sayfa Yönetmen Sineması Gelenekçi ve Sade Bir Usta: Yasujirō Ozu

Gelenekçi ve Sade Bir Usta: Yasujirō Ozu

Gelenekçi ve Sade Bir Usta: Yasujirō Ozu
0
Doğal ve yerli olarak tanımlanan Yasujiro Ozu, Kurosawa’ya göre Japon geleneklerine çok daha bağlıdır. Kurosawa yüzünü ne kadar batıya dönmüşse o aksine Japon kültürünü en fazla savunanlardandı. Bu yüzden “En Japon yönetmen” olarak nitelendirilir. Ozu bu gelenekselliği zen ile süsler. Daha doğrusu daha sadeleştirir ve yalın hale getirir. Batıyı sırt çeviren Ozu kendi geleneklerini korumak için Japonya’yı batılaştırma da büyük bir rol sahibi olan sinemayı kullanır.

Ozu’nun sinemasının 2. Dünya Savaşı’ndan önce ve sonra olmak üzere ikiye ayrıldığını söyleyebiliriz.  Araya giren askerlik süreci onun sinemasını dolaylı yoldan etkilemiştir. Askerden önce daha komedi türünde filmler ortaya çıkaran Ozu askerden sonra daha ağır başlı bir üslup edinmiştir. Toplumdaki bozulmaları, batılılaşma merakını toplumun en küçük yapı taşı olan aile üzerinden ele alarak filmlerini çekmiştir. Savaştan sonra çektiği filmler aile-ofis filmleri olarak geçer. Bu filmlerde çocukların ebeveynleri ile olan iletişimsizliği ön plandadır. Noriko üçlemesindeki – özellikle serinin son filmi olan Tokyo Story’de-çocukların şehir yaşamındaki telaşından ötürü anne ve babalarından uzaklaşmaları, Ohayo filminde çocukların televizyon istemelerinden ötürü ailelerine tepki koymaları bu iletişimsizliğin ürünüdür. Bu Ozu’nun korktuğu batılılaşmanın filmlerindeki izdüşümüdür.

Tabi bu iletişimsizlik şimdilerdeki gibi veya o zamanın diğer ülke sinemalarındaki gibi sivri bir iletişimsizlik değildir. Tam anlamıyla Ozu’nun literatürüne uygun bir iletişimsizliktir. Duygusal ve hırçın olmayan türdendir.



Ozu ayrıca kendine has bir çekim tekniğini de var etmiştir. Japonların tatami adını verdiği yer minderinde oturan bir insanın göz hizasında kamerayı sabitlemiştir. Gelenekselci olma yapısını burada da koruyan Yasujiro Ozu her filminde bu tekniğini gelenek haline getirmiştir. Ozu sinemasını Ozu sineması yapan ilginçtir ki sadece Ozu değildir. Onun neredeyse her filminde ona senaryo sürecinde katkı sağlayan Kogo Noda’yı es geçmek olmaz. Ev-ofis filmlerinin başı kabul edilen Late Spring’den ölümüne kadar hep beraberlerdi, çok iyi bir ikili olduklarının yanı sıra çok iyi bir dosttular. 

Yasujiro Ozu ve Kogo Noda
Yönetmenin çoğu filminde karakter yaratımı bakımdan ortaklıklar görünür.  Savaş sonrası filmlerinin neredeyse hepsinde üç kuşakta mevcuttur. Bu üç kuşağın hepsi farklı sebeplerden ötürü çatışma içerisindedir. Özellikle evlilik ile ilgili problemler filmlerinde olmazsa olmazlardandır. Ozu’da gerçek hayatında annesiyle yaşamış ve hiç evlenmemiştir. Bu durum filmlerinin kendi hayatından filizlendiğine dair düşüncelere kapılmamıza sebep olur.

Ozu sineması yalınlıktan geçer. Olanı olduğu gibi anlatır, aşırı dilde bir anlatım görülmez. Bunun kökeninde yukarıda da bahsettiğimiz gibi zen yatar. Batılılaşmanın hışmına uğramadan önce Japon halkının neredeyse tamamında zen bir yaşama biçimidir. 40 yıllık yönetmenlik kariyerine 50 ye yakın uzun metraj sığdırmıştır. Bunu yaparken imkansızı başararak sinemasını olabildiğince korumuştur. Sinemasındaki tek evrilme 2. Dünya Savaşı’nda olmuştur. Ki bu da normaldir. 60 yaşında ölen Yasujiro Ozu arkasında dev bir hem sinema mirası hem Japon kültürü mirası bırakmıştır.

Bir Cevap Yazın