Ana Sayfa İnceleme Tokyo Twilight (1957): Derinlikli ve Felsefi Aile Melodramı

Tokyo Twilight (1957): Derinlikli ve Felsefi Aile Melodramı

Tokyo Twilight (1957): Derinlikli ve Felsefi Aile Melodramı 7.0
0
Japonya Sineması’nın önde gelen ismi Yasujirō Ozu‘nun, filmlerinde sıklıkla değindiği II. Dünya Savaşı sonrası kültürel anlamda değişen Japonya, aile ilişkileri, evlilik gibi konular 1957 yapımı Tokyo Twilight filminde de karşımıza çıkıyor. Ozu’nun senaryosunu Kôgo Noda ile birlikte yazdığı film, ağır bir aile melodramını duygu sömürüsüne kaçmadan derinlikli ve felsefi bir açıdan ele alıyor. Film, 30’lu yıllardan sonra yönetmenin sıkça işlediği, evlilik, aile, kuşaklar arası ilişki temalarına iyi bir örnek teşkil ediyor.

Kısaca filmin konusundan bahsedecek olursak eğer; iki kız kardeş Akiko (Ineko Arima) ve Takako (Setsuko Hara), dul babaları Shûkichi (Chishû Ryû) ile birlikte yaşamaktadırlar. Akiko, eğitimine devam eden bir öğrencidir. Takako ise mutsuz bir evliliğin ardından çocuğuyla birlikte babasının evine geri dönen büyük kardeştir. İki kız kardeşin hayatı yıllar önce onları terk eden anneleri Kisako’nun (Isuzu Yamada) tekrar şehre dönmesiyle değişir. Küçük kardeş Akiko, kendi kaderini kendi belirlemek adına veya gerçekleri ortaya çıkarmak için birçok hamlede bulunur. Büyük abla Takoko ve baba Shukichi başlarına gelen trajediye boyun eğerler.


Sade, arındırılmış, abartıdan uzak bir akım olan minimalizm, Ozu sinemasında da bolca karşımıza çıkar. Ağır ilerleyen bir senaryo ve bununla birlikte oldukça az olan diyaloglar, durağan veya sabit kamera hareketleri, Japonya’ya özgü minderde oturma kültürüne göre ayarlanan kamera açıları Tokyo Twilight‘ı minimalizm sinemasının örneklerinden birine dönüştürür. 50’yi aşkın filme yönetmenlik yapmış olan Ozu’nun, minimalist sinemayı her daim kullandığını görürüz. Filmlerinde kullandığı minimalizm akımının kodları dışında dul baba, evlilik öncesi ya da evde kalmış kız çocukları, birlikte yaşayan aile, Ozu’nun filmlerinde sıkça kullandığı temalardır. Tokyo Twilight için de aynı durum geçerlidir. Büyük kardeş Takako, eşini arkasında bırakıp babasının evine geri döner. Küçük kız kardeş Akiko ise hâlâ eğitim çağında olmasına rağmen evde kalmış kız muamelesi görür ve halası bekar damat adayı fotoğraflarını sürekli Akiko’nun ailesine gösterir. Ozu’nun, aynı kaderi yaşayan insanları ya da benzer karakterleri filmlerinde göstermeyi sevdiğini söyleyebiliriz.


II. Dünya Savaşı sonrası değişen Japonya kültürüne odaklanan Tokyo Twilight, özünde bir aile melodramı sunuyor. Çalkantılı ve bir o kadar da acımasız olan bu aile melodramı, hiçbir şekilde “ağlak” drama kaçmadan oldukça derin ve felsefi bir boyutta seyirci karşısına çıkıyor. Bu melodramda karakterler hayata ve kendilerine dair yeni kararlar alıyor. Küçük kız kardeş Akiko annesinin geri dönüşü, kürtaj ve erkek arkadaşıyla yaşadığı ağır sorunların ardından iyice bunalıma girer. Bunalımın doruk noktasında olduğu vakitte Akiko bir trafik kazası geçirir. Hastanede ölümle savaşırken Akiko; “Ölmek istemiyorum. Her şeye yeniden başlamak istiyorum. Yeni ve daha güzel bir hayat sürmek istiyorum.” der ve bu onun son sözleri olur. Akiko, yeniden başlamanın, kendi kaderini yazmanın hayalini kurarken baba Shukichi ve büyük kız kardeş Takako trajediye boyun eğerler. Kaderine isyan etme ya da olanlardan ders çıkarma gibi bir eğilimde bulunmazlar. Takako çözümü eski kocasına geri dönmekte bulur. Zor olacağını bile bile başka çaresi olmadığını düşünür. Baba ise kızı Akiko’nun ölümünden sonra “elimden geleni yaptım, sanırım kâfi gelmedi.” diyerek kadercilik anlayışını bir kez daha gösterir.



Yüzeysel ve yaşadığı bölgenin kültürünü anlatmaya yönelik başlayan Tokyo Twilight, yavaş yavaş karakterlerin derinine iniyor. Seyirciyi karakterlerle özdeşleştirip katarsis yaratmaya çalışıyor. Toplumun en küçük yapı birimini oluşturan aileyi ele alan Yasujirō Ozu, tüm bu trajedi ve melodramın yanında umudu da hep yanında taşıyor. Belki başka bir hayatta da olsa mutluluğun var olacağını gösteriyor. Tokyo Twilight, Ozu sinemasında geri planda kalmış olmasına rağmen Ozu’nun kullandığı tüm kodları bünyesinde barındırır. Ozu’yu ve sinemasını tanımak adına birçok ipucunun  yer aldığı önemli bir eser.

Puanlama

7.0

Kullanıcı Oyu: ( 0 oy ) 0

Oğuzhan Durmuş 1994 yılında Kocaeli Gölcük'te doğdu. Sinemaya olan ilgisini durduramayıp Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinde Radyo, Televizyon ve Sinema okumaya başladı ve hala da okumaya devam ediyor. İleride kendi çekeceği filmlerin hayaliyle de yaşamaya devam ediyor.

Bir Cevap Yazın