Ana Sayfa Yakın Dönem Uzak Doğu Zhang Yimou Sineması: Hayatın Sorunlarına Göz Alıcı Sadelikte Bir Başkaldırı

Zhang Yimou Sineması: Hayatın Sorunlarına Göz Alıcı Sadelikte Bir Başkaldırı

Zhang Yimou Sineması: Hayatın Sorunlarına Göz Alıcı Sadelikte Bir Başkaldırı
0
Sinema bugüne kadar birçok dahi yönetmen yetiştirdi.  Bunlar arasında Batı sinemasının ve Hollywood’un gelmiş geçmiş ünlü yönetmenleri ilk akla gelir. Bu yazıda ise doğuya, en uzak doğuya has bir yönetmeni ve bu yönetmenin sinema için verdiği mücadeleyi aktaracağım. Zhang Yimou 1951 yılı 14 Kasım’da, Mao Zedong yönetimindeki komünist partinin iktidarda olduğu yıllar içerisinde doğdu.  Çocukluğunun ve gençliğinin geçtiği 70’li yılların sonuna kadar birçok işte çalıştı. Çin Kültür Devrimi’nin yaşandığı yıllarda sırasıyla çiftçilik, çobanlık ve fabrika işçiliği yaptı. Zhang gençlik yıllarında edindiği bu tecrübelerin, ülkesinin o sıra yaşadığı devrimlerin ve sancılı yılların kendi sinemasal anlayışında ve hayat felsefesinde çok fazla yer edindiğini söyler. Kendisi verdiği bir röportajda yaşadığı olayların kendi düşünce biçimini nasıl değiştirdiğini şöyle aktarır: “Bence deneyimlerim hayatımda ve işimde sahip olduğum zenginliklerin birer yansıması. Çin Devrimi’nin on yılında 16-26 yaş aralığındaydım ve birçok kaotik durumlara ve trajik olaylara tanıklık ettim. İnsan hayatının ve toplumun acizliğini görmek bana bir şekilde yararlı oldu. Bu durum işlerime, düşünce biçimime hatta olaylarla başa çıkma tarzıma dahi sirayet etti.”

Kamera için Kanını Satmak ve Sinema ile İlk İlişkiler

Usta yönetmenin sinema anlayışı tam da yaşadığı bu deneyimler üzerine kuruludur. Onun sinemasını takip edenler Çin tarihinden, kültüründen, sosyolojisinden ve daha fazlasından çokça şey öğrenirler. Zhang işçi olarak çalıştığı yıllarda fotoğrafçılık ile uğraşıp bu sayede ödüller de kazandı. Ancak o dönem de kamera fiyatlarının çok pahalı olması nedeniyle kanını satarak para kazandığını ve bu sayede kamera sahibi olduğunu söylemiştir. Sinema ile ilişkisinin ilk bu olay ile başladığını söyleyen Zhang hatırasını şöyle tarif eder: “O zamanlar pek param yoktu, her ay sadece 5 yen kenara koyabiliyordum. Fakat bir kamera 188 yendi ve bu benim için çok paraydı. Bir kamera almak için en az 2-3 yıl çalışmalıydım. Bir yıl para biriktirdim ama olacak gibi gözükmüyordu. O sıralar para karşılığında kan bağışında bulunabiliyordunuz ve ben de öyle yaptım. 1974 yılının Kasım ya da Aralık ayıydı, hâlâ hatırlarım. Kanımı satıp yeni bir kamera aldım. Çekim yapmaya böyle başladım. Bu durumun sinema endüstrisiyle kurduğum ilk ilişki olduğunu söyleyebilirim.”


Zhang Yimou elde ettiği bu başarılarını 1978 yılında Pekin Film Akademisi‘ne girerek taçlandırmak istemiş ve film akademisinden mezun olduktan sonra birçok filmde görüntü yönetmenliği yapmıştır. Zhang Junzhao tarafından yönetilen One and Eight (1983), Chen Kaige tarafından yönetilen Yellow Earth (1984) ve Wu  Tianming tarafından yönetilen Old Well (1986) filmlerinde görüntü yönetmeni olarak çalışmıştır. Görüntü yönetmeni olarak çalıştığı bu filmlerde uluslararası festivallerden ödüller kazanmıştır. Kendi sinemasına adım atmadan önceki bu tecrübeleri sayesinde kamera yönetimi ve sahne planlaması gibi sinemanın temel kurallarını birinci elden öğrenmiştir.

1988 yılında ilk uzun metraj denemesi olan Red Sorghum (Kızıl Darı Tarlaları) isimli yapıtı Mo Yan’ın aynı isimli romanından uyarlanmıştır. Bu filmde Zhang, Kültür Devrimi’ne, İkinci Dünya Savaşı’ndaki Japon işgaline ve iç çatışmalara kendi genç sineması üzerinden bakmıştır. Filmde sinematografi ve oyunculuklar yerindedir.  Bu filmiyle Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı kazanan yönetmenin ilk filminden parmak bastığı bu politik duruşu takdir edilmesi gereken bir iştir.

Zhang Yimou’nun bundan sonraki işlerinde fazla üretken olduğunu söyleyemeyiz. Genelde 3-4 yılda bir sinema filmi üreten yönetmen 1991’de çektiği Raise the Red Lantern (Kırmızı Fenerler), 1994’de çektiği To Live (Yaşamak) ve 2002’de Jet Li ile çektiği Hero (Kahraman) filmleri yönetmenin önemli sayılabilecek filmleri arasındadır. Yönetmen çektiği bu üç filmin ilki olan Kırmızı Fenerler filminde kadın sorununu kendi ülkesinin gelenekleri üzerinden karşılaştırır ve işler. Film, 3 karısı olan bir toprak beyinin evine 4. eş olarak giden genç bir kızın hikâyesini anlatır. Yönetmen bu filmi üzerinden Çin kültürünün ataerkil aile yapısını ve insan ilişkilerinin sorunlarını eleştirir. Filmde simetrik kamera açıları ve üstün sinematografik anlayışını kullanan yönetmen  seyirciye güzel manzaralar sunmayı da ihmal etmez.

Zhang Yimou ikinci önemli sayılan Yaşamak filminde 1940’lı yıllarda geçen bir çiftin yaşamından kesitler sunar. Bu filminde yine Çin’in çalkantılı, politik ve toplumsal olaylarını bireylerin psikolojileri üzerinden işler. Yaşanan toplumsal olayların insanlar ve aileleri nasıl etkilediğinin trajik öyküsünü dramatik bir dille anlatmaya çalışır. Yönetmen bu filminde sıradan insanların çok boyutlu hayatlarının olmadığını ve onların hayatı basit ama anlamlı yaşadıklarını anlatan bir portre çizer. Film, hayattaki bütün zorluklara rağmen yaşamak denilen şeyin bir umut olduğunun da mesajını seyirciye verir. Film çekildiği dönem Cannes Film Festivali’nden Jüri Büyük ödülünü kazanırken filmin oyuncusu You Ge ise en iyi aktör ödülünün sahibi olmuştur. Yönetmen sinema kariyerinde ticari kaygılı ve düşük bütçeli filmlere de zaman zaman yer vermiştir ancak bu filmler yazıda yer verilecek kadar önemli değildir ve Zhang’ın sinemasal anlayışını yansıtmayan türden filmlerdir.


‘Yaşamak filminin ardından 9 yıl boyunca beyaz perdeye hatırı sayılır bir film üretmeyen Zhang Yimou 2002’de  başrolünü Jet Li’nin oynadığı ‘Kahraman’ filmini tamamlar. Film de İmparatorluk öncesi Çin yedi bölgeye ayrılmıştır ve Çin’in Quin eyaleti kralının ülkeyi tek çatı altında birleştirme hayali vardır. Ancak kendisine suikast düzenleyeceğinden korktuğu üç kişi Kırık Kılıç, Kar Tanesi ve Gökyüzü onun bu planını engellemektedir. Bir gün İsimsiz (Jet Li) bir savaşçı, saraya gelip kralın önünde diz çöker ve suikastçıları öldürdüğünü ve bunu nasıl yaptığını anlatır. Film salt bir savaş sanatları filminden öte izleyiciye savaş, barış, kültür, gelenek gibi kavramları sorgulatan felsefi bir hikâyeyi içinde barındırır. Hırsın, açgözlülüğün ve insan öldürmenin vahşetini sakin ve yalın bir dille sunar. Hikâyesindeki bu öz anlatımına rağmen filmdeki savaş sahnelerinin klasik savaş sahnelerinden farklı bir yapısı vardır. Yönetmen klişelerden kurtulmak için bu sahneleri kendine özgü bir tarzda çekmiştir. Filmde kullanılan renkler ve mekânlar olağanüstü derecede güzeldir ve seyirciye müthiş bir sinematografi deneyimi sunar. Hero yine o yıl düzenlenen Uluslararası Hong Kong film festivalinden ödüller kazanmıştır.

Ülkesi ile Sorunlu Ancak Her Daim Politik Bir Yönetmen

Zhang Yimou, Hero filminin başarısının ardından kariyerine Parlayan Hançerler (2004) ve Altın Çiçeğin Laneti (2006) gibi filmler ile devam etti. Bu filmler konu bakımından yine Çin’in tarihsel olaylarını kapsayan dönem filmleridir. 2008 yılında Pekin’de düzenlenen Olimpiyatların açılış ve kapanış seremonilerini düzenlemekle görevlendirilen Zhang Yimou 2010 yılına kadar önemli bir sinemasal üretimde bulunmadı. 90’lı yıllarda ve 2000’li yılların başında çektiği filmlerle Çin devletinin yoksulluk, savaş ve siyasi kuralsızlık gibi yönlerini dünyaya gösterdiği için ülkesi ile kavgalı olan Zhang Olimpiyatlarda aldığı görev ile bu sefer de iktidar ile işbirliği yapmakla eleştirildi. 2010 yılında sinemasına O Ağacın Altı (2010) ve Savaşın Çiçekleri (2011) filmlerini kattı. Bu filmlerde yönetmen her zaman ele aldığı savaş, kültür devrimi ve Japon işgali konularını bu sefer içerisine bir aşk hikâyesi koyarak destekledi. Ayrıca yönetmen ‘Savaşın Çiçekleri’ filmin de Christian Bale ile çalışarak Hollywood aktörleri ile de çalışmaya başladı. Bu filmlerinin ardından Zhang Yimou kariyerinde inişli çıkışlı bir performans sergiledi. 2014 yılında çektiği Coming Home (Eve Dönüş) ve 2016 yılında Matt Damon’un başrolünde oynadığı The Great Wall (Çin Seddi) filmi izleyiciden ve eleştirmenlerden düşük not aldı. 2018 yılında çektiği Shadow (Gölge Savaşçısı) filmi ile bir çıkış yakalamak istese de bu film kimileri tarafından beğenilmiş, kimileri tarafından da yerilmiştir.


Toparlamak gerekirse Zhang Yimou sineması Çin kültüründen, tarihinden sosyal ve politik olaylarından beslenen bir sinemadır. Zhang’ın sinemasal anlayışı herkese hitap etmese bile özellikle Uzak Doğu kültürüne ilgi duyan seyirci açısından bulunmaz bir Hint kumaşıdır. Sinematografisi gelişkin, kamerayı kullanmasını bilen ve Andrei Tarkovksy’i aratmayacak güzellikte renkler ve manzaralar sunan bir yönetmendir. Kariyerinin ilk başlarından beri koruduğu tarzı ve hikâye işleyişi kimileri için Zhang’ı ‘auteur’ bir yönetmen konumuna sokar. Ancak yaptığı büyük işlerin yanında fazlaca da tartışılan bir yönetmendir. Sonuç olarak kendini bir sinema izleyicisi olarak tanımlayan her kim varsa hayatının bir döneminde Zhang Yimou’nun filmlerine mutlaka uğramalıdır.
Oğuzhan Altunkurt 1998 Yılında Burdur’da doğdu. Marmara Üniversitesi Sinema Bölümü öğrencisi olarak hayatına devam ediyor. Büyülü Fener ile ilk tanışması ‘’Yüzüklerin Efendisi’’ sayesinde oldu ve halen bu tutkusunu devam ettirmekte. Sinemanın sonsuz hayal gücüne açılan dünyası ile birlikte Mitoloji, Fantastik Edebiyat, ve Kültür alanındaki her şey ile ilgilenmeye devam ediyor.

Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir